Kötülüğe Rağmen İyi Kalmak: Bilinçli İyi Niyet Besleme

Geçenlerde bir çay ocağında, küçük tabureli masamı bir amcayla paylaştım. Güngörmüş geçirmiş, çoğu şeyi damıtmış olduğu konuşmalarından belli oluyordu. Birçok şey konuştuk; en sonunda söz vicdan ve iyi niyete geldi. Bir ara duraksayıp şöyle dedi; “insan bazen her şeyi görüyor ama susmak iyilikten; bazen de kötülüğü kendi başına bırakmak gerekiyor. Çünkü eline bulaşmış çamuru sağa sola atmaktansa gidip ellerini yıkamak her şeyden iyidir.” O an, kelimeleriyle sanki zihnimde bir kapı açıldı: İyiliği bilerek seçme üzerine kafa yormaya başladım. Hatta üzerine düşünüp “bilinçli iyi niyet” diye bir kavram oluşturdum.

İnsanın dünyada yolunu bulması hiç de kolay değil aslında. Çünkü saf olmak, çoğu zaman alay konusudur, hatta sözümona “enayi ve salaklıkla” eşanlamlıdır. Oysa insan, tecrübe kazandıkça, saf dediğimiz insanların çoğunun aslında olan bitenin fazlasıyla farkında olduğunu anlıyor. Kurnazlığa tenezzül etmeyenlerin derin bir sezgiye ve hayat görüşüne sahip olduğunu ifade edebiliriz. Çevrelerinde olanları ve kötülükleri görüyorlar, biliyorlar ama kirli oyunlara girmeyi doğru bulmuyorlar. Bu tavır; çocukluk saflığı gibi değildir. Aksine yaşanmışlığın ve “yeter ki insan kalalım” çabasında inatçı bir direnişten doğuyor. Elbette bedeli bazen yalnızlık bazen de kırılganlık oluyor.

Bilinçli iyi niyet dediğim şey; kör bir iyimserlik ya da tehlikeleri görmezden gelmek değildir. Bilakis, kötülüğün, sinsiliğin, çıkarcılığın tüm çıplaklığıyla farkında olup yine de “ben öyle olmayacağım” duruşunu sergileyebilmektir. Bu bir tür onurlu geri çekilmedir. Sinsilikle kötülükle yarışmak yerine, kenarda kalabilmeyi de tercih etmek iradesidir. Çünkü insan kimi zaman görüyor ki; çamura taş atmak, çamurda boğulmakla aynı şey. Çalıyı dolaşmak, köpekle dalaşmaktan daha az yıpratıyor insanı. Bunun psikolojide de karşılığı var elbette. Duygusal zekâ, olgun savunma mekanizmaları, içsel bütünlük… Hepsi bir araya gelince insan, iyiliği bilinçli olarak tercih edenlerin aslında en güçlüler olduğunu fark ediyor. Ama bu güç, görünürde değil; gece başını yastığa koyduğunda, vicdanının sesiyle baş başa kalınca hissediliyor.

Bilinçli iyi niyet, insanın savunma mekanizmasını olgun bir biçimde kullanmasıdır. Bu durum kişinin saldırganlığa ya da kötülüğe karşı bastırıcı veya yıkıcı savunmalar kullanmak yerine, mizah, özgecilik ve yüceltme gibi yapıcı savunma yollarını seçmesidir. Bu bireyler kötülüğü veya manipülasyonu inkâr etmez, fakat ona cevap vereceğim diye kendi değerlerinden sapmaz. Yani günlük dilde kullanılan “onun gibi davranırsam ondan ne farkım kalır” tavrındadırlar.

Bu kişilerin belirgin özelliklerinden bir tanesi de kendi öz-yeterlilikleri ve bütünlük içinde yaşamalarıdır. Birey iyi niyetli tutum sergilediğinde kendinde yetersizlik hissetmez çünkü bunu bilinçli ortaya koyar ve iç dünyası ile dış dünya arasında kopukluk oluşmasına izin vermez. Bu iki mekanizma arasında uyum vardır. Bilinçli iyi niyet, kişinin içsel değerleriyle tutarlı, otantik bir yaşam sürmesidir. Örneğin alçakgönüllü bir insan, kibirli bir insana karşı onun gibi olmak yerine onunla muhatap olmamayı tercih ederek içsel bütünlüğünü devam ettirir.

Bilinçli iyi niyet besleyen insanlar toplumda sosyal güven ve işbirliği kültürünü destekler. Aslında onlar, gizli gönül elçileridir. Ancak bilinçli iyi niyet, safça değil, toplumsal risklerin farkında olarak sergilenir. Yani kişi, başkalarının suistimaline karşı uyanıktır; yine de güven inşa etmekten vazgeçmez. İnsanlar arasında güven duygusunun inşası için çabalar. Her şeyden önce ön niyet olarak barışçıldırlar. Bu kişiler, çatışmanın ve manipülasyonun farkında olarak yine de barışçıl tutumu sürdürürler. Bilinçli iyi niyetli bireyler, toplumsal bağışıklığı güçlendirir. Kötülükle karşılaşınca toplumu ifsat etmek yerine iyilik ve dayanışma kültürünü devam ettirirler. Karşısındakinin kötücül eylemlerini görüp yine de insanlığın ortak iyiliğini önceleyen tavırlar sergilerler. Buradan hareketle bilinçli iyi niyetli olmak sadece bir duygu değil, karakterin bir sonucudur. Alışkanlık haline getirilmiş bir erdem diyebiliriz.

Bilinçli iyi niyet, “toksik iyilik” ya da “aşırı özveri” ile karıştırılmamalıdır. Yani, iyiliği seçmek bilinçli bir şekilde olur; kişinin sömürülmesine veya zarar görmesine izin vermek anlamına gelmez. Tabi her iyi niyetli insanın, bilinçli olduğunu ifade etmek mümkün değildir.

Bilinçli iyi niyet beslemek, kendini harcamaya dönüştürmek, her gelenin duygusal yükünü sırtlamak ve kendini feda etmek anlamına gelmemelidir. Bu durumda insan tükenir, yorulur zamanla kendini kurban gibi görmeye başlar. Bu yüzden sınır koymak, iyilikte ısrarcı olurken de kendi ruhunu korumak gerekiyor. Yani “hayır” diyebilmeyi, bazen geri çekilmeyi de bilmek şart. Çünkü iyilik, bilinçli bir seçim olduğu kadar, kendini koruma sanatıdır da.


Yorumlar

“Kötülüğe Rağmen İyi Kalmak: Bilinçli İyi Niyet Besleme” için 4 cevap

  1. Sezai Hocam’ın kalemine ve yüreğine sağlık. Gönlümdeki kırık yerlerin tedavisi için gerekli reçeteleri onun yazılarında bulduğumu içtenlikle ifade edebilirim.

    Liked by 1 kişi

    1. Teveccühünüz için çok teşekkür ederim. Bu yazıların birilerine dokunduğunu duymak, hissetmek çok önemli.

      Beğen

  2. “Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzû ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara lâf attığında (incitmeksizin) «Selâm!» derler (geçerler).”(el-Furkân, 63)

    Liked by 1 kişi

    1. Ne güzel bir alıntı! O kadar veciz ve o kadar etkileyici ki! Teşekkürler.

      Beğen

Yorum bırakın