Kendine Yabancılaşmanın Sessiz Psikolojisi: İki Yüzlülük

Bir insan düşünün. Ortamlarda, fırsat buldukça bir başkasını çekiştiriyor. Onun hakkında ikiyüzlü, çıkarcı, güvenilmez diyor. Bu kişiyi tanıyan herkes, onun bu sözlerini işitmiş. Ama ne zaman o çekiştirdiği kişiyle karşılaşsa, gülümsemeler, hal hatır sormalar, kahkahalı çay sohbetleri… Hatta bazen ondan daha samimi görünen kimse yokmuş gibi davranıyor. Sonra yine arkasından konuşmaya devam ediyor. Her duyduğunu başkalarına taşıyor, her anlattığını çarpıtıyor.

Bu tür davranışları öyle sık görür olduk ki, artık şaşırmıyoruz bile. Ama alışmak, normalleştirmek anlamına gelmiyor. Bu durum, sadece bir ahlaki ikilem değil; aynı zamanda derin bir psikolojik kopuşun işaretidir. Yani kişi, içi başka dışı başka bir hayatın içinde kendine rağmen yaşamaya başlamıştır. İşte ikiyüzlülüğün en sinsi tarafı da budur: Başkalarını kandırırken en çok kendinden uzaklaşmak.

İkiyüzlülük, her şeyden önce bir çelişki halidir. Birey, içinden geçenle dışarıya gösterdiği arasında derin bir uçurum yaşar. Bu durumun nedeni her zaman bilinçli bir kötü niyet değildir. Bazen insanlar toplumsal kabul görmek, dışlanmamak, ilişkilerini sürdürebilmek için sahici olmayan davranışlara yönelirler. Ama bu sahicilikten uzak hâl, bir süre sonra kişinin gerçek benliğini bastırmasına ve kendine yabancılaşmasına yol açar.

Psikoloji bu hali “benlik bölünmesi” olarak tanımlar. İçinde başka bir ses konuşurken, dışarıya başka bir yüz gösterme zorunluluğu, insanı içten içe yorar. Başta suçluluk duygusu ve içsel huzursuzluk olarak başlar; zamanla empati kaybına, duygusal donukluğa ve hatta depresyona kadar uzanır. Kişi sürekli tetikte, sürekli kontrollü hâlde yaşar. Çünkü bir gün maskesinin düşeceğinden, iç yüzünün ortaya çıkacağından korkar. Bu da sosyal kaygıyı besler ve birey artık maskesiz olmayı unutmaya başlar.

Ancak bu sadece bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir yapının ürünüdür. Doğu toplumlarında, özellikle bizim gibi kolektif kültürlerde, bireyden beklenen şey kendi iç dünyasına sadık kalması değil, çevresine uygun davranmasıdır. Ne derler? korkusu, ben ne hissediyorum? sorusunun önüne geçer. Bu nedenle içsel gerilimlere rağmen dışarıya uyumlu görünmek teşvik edilir. Hatta çoğu zaman bu, zarif bir toplumsal beceri gibi takdir bile görür.

Bazı toplumlarda ise bireysel ifade ve otantiklik ön plandadır. Bu kültürlerde ikiyüzlülük daha çok kişisel bir zaaf, bir ahlaki başarısızlık olarak değerlendirilir. Ancak orada da sosyal medya üzerinden yapılan gösterişli erdem sunumları, çelişkili davranışları örten yeni maskeler yaratır. Yani sorun evrenseldir; sadece biçim ve bahane değişir.

İkiyüzlülüğün her türlüsü aynı psikolojik zararı doğurur: Kişi, kendi değerlerinden uzaklaştıkça, kendine yabancılaşır. Bu yabancılaşma, uzun vadede kimlik bulanıklığına, özsaygı düşüklüğüne ve yalnızlığa neden olur. Çünkü insan en başta kendine dürüst olamadığında, hiçbir ilişkisinde sahici olamaz.

İkiyüzlülük, çoğu zaman başkalarına karşı bir oyun gibi görülür. Ama bu oyun, aslında en çok oynayanı yorar. Kişi, bir süre sonra hangi duygusunun gerçek, hangi davranışının strateji olduğunu ayırt edemez hâle gelir. Rol yaptığı hayat, gerçek kimliğinin yerine geçer. Vicdan sesi bastırılır, empati zayıflar, yüzler çoğalır ama iç yüz kaybolur.

Sahici olmak zor olabilir; bazen yalnız kalmak, bazen dışlanmak, bazen de yanlış anlaşılmak pahasına yaşanır. Ama uzun vadede insanın kendisiyle barışık yaşaması, dış dünyadaki tüm uyum çabalarından daha değerli ve daha iyileştiricidir.

Kimi zaman bir tebessüm, kimi zaman bir çay, kimi zaman dostça bir bakış bile yalan olabilir. Ama insan, sahiciliğini yitirdiği an, ruhunu da biraz yitirmiş sayılır.

Çünkü ikiyüzlülük bir davranış değil; bazen fark edilmeyen, ama içten içe insanı tüketen bir yabancılaşma biçimidir. Ve bu yabancılaşma, çoğu zaman sessizce yaşanır.

Sessizlik kötüdür. Ama insanın kendine sessiz kalması, en derin çöküştür.


Yorumlar

“Kendine Yabancılaşmanın Sessiz Psikolojisi: İki Yüzlülük” için bir cevap

  1. insan kendinde bu durumun oldugunun bilincindeyse ve buyuzden kendine olan sevgisi ve saygisi azaliyorsa ne yapmasi gerekir…

    Beğen

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et