Freud Hala Bizim İçin Önemli Mi?

Psikoloji çalışmalarının olmazsa olmaz kişilerinden birisi Freud’dur. Kendisi, ilim ve psikoloji tarihinin en tartışmalı isimlerindendir. Çocukluğundan ölümüne kadar hayatı sansasyonlarla doludur. Bir yandan güçlü bir figürken diğer yandan zayıf bir karakterdir. Güçlüdür çünkü tüm bilim ve psikoloji dünyasını entelektüel olarak etkisi altına almıştır. Zayıftır çünkü hayatını psikanaliz adı altında hep gizlemeye çalışmıştır. Kendi travma ve geçmişinden kaçmaya ve gizlemeye çalışırken psikolojik analizleriyle hayatını ifşa etmiştir.

Bilim dünyasında üç önemli ismin, insanlığın gidişatını değiştirdiği ifade edilmektedir. Bunlar Copernicus, Darwin ve Freuddur. Copernicus, dünya merkezli evren algısını değiştirerek, dünyanın da başka bir gezegen etrafında döndüğünü söylemiştir. Bu da bilim dünyasında bir dönüm noktası olmuştur. Yine Darwin, biyoloji biliminde evrimi savunarak kilisenin aksine insan görüşü ortaya atmıştır. Bu da insanın anlaşılmasında birçok şeyi tamamen değiştirmiştir. Ardından Freud, insanın bilinçli davranışlardan ziyade bilinçaltının etkisinde olduğunu ifade ederek, bilinçli insan tasavvuruna büyük bir gedik açmıştır.

Genç Freud tıp fakültesini bitirdikten sonra piskanaliz adı altında konferanslar vermeye başlamıştır. Düşüncelerini hem bilim dünyasına hem de insanlığa sunmak istemiştir. İlk başta, onun fikirleri bilim dünyası tarafından “bilimsel bir peri masalı” olarak görülmüştür. Bu bağlamda psikoloji dünyası onun görüşlerini bilimsel ve doğru bulamamıştır. Fakat edebiyat, tiyatro, sinema dünyası, onun düşüncelerini coşkuyla karşılaşmıştır. Zamanla bu durum Freud’un psikanalizini öne alınmaz bir şekilde ilerletmiştir. Özellikle psikolojide, piskoterapi yöntemini geliştirdiği için kabul görmesi zorunlu hale gelmiştir. Kendisi de Yahudi olduğu için ilk olarak düşünceleri, Yahudiler tarafından kabul görmesi de önemini artırmıştır diyebiliriz.

Psikanaliz ve psikoterapi ile ilgili fikirlerini yerleştirdikten sonra Freud, Avrupa’da inanılmaz bir şekilde ünlenmiştir. Adeta Avrupa’nın aranan adamı haline gelmiştir. İngiliz Kraliyet Ailesi ya da Napolyon Bonapart ailesi onu onur konuğu olarak ağırlamak için yarışa girmiştir. Öyle ki ünü diğer kıtaya kadar sıçramış olacak ki kitapları Amerika başkanlık seçiminde, seçmenlere hediye olarak dağıtılmıştır.

Kendini “ateist bir Yahudi” olarak tanımlayan Freud, özelde hristiyanlığa genelde ise din ve maneviyata tamamen olumsuz yaklaşmıştır. Nazilerin aile ve Yahudilere yaklaşımları, bu durumda belirleyici olmuş gibi görünmektedir. Örneğin çocukluğuna dair şöyle bir hikaye aktarmaktadır; “bir gün babamla kaldırımda yürüyorduk ve babam yeni bir takım elbise ve fötr şapka almıştı. Kaldırımda yürürken Nazi askerlerinden bir tanesi bizi gördü, koşarak bize yaklaştı ve babama çok sert bir şekilde tokat vurdu. Babam olduğu gibi çamurun içine düştü. Sizin kaldırımdan yürümeniz yasak diye bağırdı. Ben orada babamın kalkıp askere ya vuracağını ya da karşı çıkacağını düşündüm. Fakat babam sakince ayağa kalkıp fötr şapkasını eline aldı, çamurunu temizledi ve kafasına geçirdi. Biz babamla birlikte yoldan yürüyerek sessizce evimize doğru yola çıktık. Bu olaydan sonra ben entelektüel olarak Hristiyan dünyasını mağlup etmeye yemin etmiştim ve intikamımı alacaktım.” Belki de bu dokunaklı hikaye Freud’un psikoloji tarihini etkilemesine neden olmuş olabilir.

Freud, bilinçaltı ve davranışı belirlemede “güdülerin güçleri” kavramını psikolojiye kazandırmıştır. Yanı sıra O, insanın davranışına dair birçok çözümlemede bulunmuştur. 1920’li yıllardan 1960’lı yıllara kadar Freud’un düşünceleri psikolojide çok önemli görülmüştür. Fakat günümüze gelindiğinde onun bahsettiği şeylerin çoğunun bilimsel olmadığı kabul edilmektedir. Örneğin id, ego ve süperegodan bahseder. Bu kavramlar, test edilebilirlik ve kanıtlanabilirlik açısından doğrulanamıyor ya da  yanlışlanamıyor. Ele aldığı birçok kavram bilimsel çalışmaların bu gibi temel ilkesinden yoksun olduğu için modern psikoloji kabul etmiyor. İddiaları, spekülatif ve kendi öznel yaşamına dayanan şeyler olarak durmaktadır. Bu açıdan modern psikoloji psikanaliz görüşlerinin çoğunu, günümüzde kabul etmediği gibi bunları yanlışlamaya da çalışmaktadır.
Psikolojide Freud’un önemi hala geçmiş diyemeyiz. Çünkü kimilerine göre Freud, psikolojinin gerçek kurucusudur. Bu konuda haklı da olabilirler. Dahası psikoterapi yöntemini ilk kez ortaya koyan kişi olması hasebiyle onun gerçekliği kendi ifadesiyle “hard realitesi” inkar edilememektedir. Günümüzde din, maneviyat ya da erdemi tartışırken bile yine ya Freud’u doğrulamaya ya da onun ortaya koyduğu düşünceleri çürütmeye çalışıyoruz. Bu nedenle ne onunla ne de onsuz bir psikoloji yapmak mümkün görünüyor.


Yorumlar

“Freud Hala Bizim İçin Önemli Mi?” için 6 cevap

  1. Teşekkür ederiz hocam.

    Liked by 1 kişi

  2. Teşekkür ve tebrik ederiz, sn. Hocam.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ediyorum, akademik olarak gördüğüm meselelere ilginin olması beni sevindiriyor.

      Beğen

  3. Elinize sağlık hocam

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim

      Beğen

Sezai Korkmaz için bir cevap yazın Cevabı iptal et