“Yedisinde neyse yetmişinde de o olan, insan” ölüm korkusunu hissettiğinde ne yedisindeki gibi ne de yetmişindeki gibi kalabilir. Yani ölüm korkusu insanı değiştirir. Bu değişim kimi zaman zorunluluk kimi zaman gönüllülük kılıfına bürünür. İnsanlar çoğu zaman yapay ilişkilere ve anlamsız şeylere değer verir. Kalıcı olanla geçici olanın ayırdımına varamaz. Geçmişten insanlığa öğüt olan birçok şeyi dikkate almaz. Ölüm gelmeden insanın bu bilince ulaşması çok kolay olmaz. İnsanlar çok yakınları öldüğünde ölümü hisseder gibi olur fakat “insan nisyanla malul” olduğundan, ölümü de zamanla unutur. Yapılan çalışmalardan görüyoruz ki insanlar etrafındaki ölümlerden ziyade kendi başlarına gelen dramatik olaylardan daha fazla etkilenir. Kanser gibi ölümcül hastalıklar insanları birçok anlamda dönüştürür. Bu acı tecrübe din, ırk ve kültür de tanımaz. Ezici bir baskınlığı vardır. İnsanı her açıdan ele geçirir ve bireyin bilincini bir noktaya odaklar.
Kanser hastalığına yakalanan bir siyasetçi, ölmeden önce hayatındaki değişiklikleri şu şekilde ifade etmiştir:
Dönüşü olmayacağını düşündüğüm değişiklikler oldu bende. Saygınlık, politik başarı ve mali durum gibi konular birdenbire önemsiz hale geldi. Seçim kazanma ve para kazanma hırsı birdenbire anlamsızlaştı. Kanser olduğumu öğrendikten sonra, meclisteki yerimi, banka hesaplarımı, mal-mülkü ve dünyanın kaderini hiç düşünmedim. Hatta bunların ne kadar anlamsız olduğunu anlık bir aydınlanma ile fark ettim. Karımla hastalığımın teşhis edilmesinden bu yana hiç kavga etmedik. Eskiden ona diş macununu alttan sıkmak yerine üstten sıktığı, damak zevkime uygun şekilde yemek yapmadığı, kıyafetlere çok fazla para harcadığı için kızardım. Şu anda ya bu konuların farkında değilim ya da ilgisiz görünüyorlar… Bunların yerini bir zamanlar sıradan, sıkıcı, banal ve alelade bulduğum şeyler aldı. Hatta öyle ki bu sıradan şeyleri çok önemser oldum. Toplu halde aile bireyleriyle yemek yemenin, kedimin mırmırlarını dinleyerek onu kaşımanın, karımla saatlerce sohbet edip onu dinlemenin, bir kitap ya da bir dergi alıp okumanın, bir bardak sıkılmış meyve suyu içmenin ve buzdolabında bir parça pasta bulup onu yemenin, hayatımda daha önce yaptığım birçok şeyden çok değerli olduğunu anladım. Fakat birçok şeyi kaçırmış gibi hissediyorum özellikle siyasette geçirdiğim yılları kayıp gibi görmeye başladım. Sanırım ilk defa gerçekten hayatın tadını çıkarıyorum. Sonunda ölümsüz olmadığımı fark ettim. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda o yapaylık ve kibir dünyasının içinde boğulduğumu fark ediyorum. O yüzden de son günlerim sürekli olarak hayıflanma içinde geçiyor. Keşke çocuklarıma, aileme ve çevremdeki insanlara daha fazla vakit ayırıp gerçek ilişkiler kurabilseydim. Ama maalesef kanser gelinceye kadar bunları fark edemedim.
Örnek olaydan da görüleceği üzere ölüme yaklaşan insanlar dönüşüm ve içsel değişimler yaşar. Bu dönüşümleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
• Bu insanlar hayattaki önceliklerini yeniden düzenler. Özellikle önemliyle önemsizi birbirinden ayırt ederler. Daha önceki yaşantılarında, anlamsız bir şekilde önem verdikleri şeylerin sonradan farkına varırlar. Kimisi paranın, kimisi makamın, kimisi gücün, kimisi ise dünyevi şeylerin değersiz olduğunu anlarlar. İnsanî değerlere sarılırlar. Belki de aynı zamanda bazı pişmanlıklar da ortaya çıkar.
• Ölüme yaklaşan insanlar özgürlük duygusunu daha iyi hisseder. Yani yapmak istedikleri şeyi daha iyi seçebilirler. Genel itibarıyla makul ve mantıklı seçimler yaparlar. Hayatlarından çıkarılması gereken fazlalıkları fark ederler. Özellikle “elâlem ne der” sanrısından büyük oranda kurtulurlar.
• Hayatı ertelemenin yanlış olduğunu fark ederler. Ne yapılması gerekiyorsa şu anda yapılması gerektiğinin bilincine erişirler. Geçmişteki hayıflanmaların ya da gelecekteki kaygıların yersiz olduğunu hissederler.
• Hayatın gerçeklerini daha makul bir şekilde kabul edebilirler. Değişen mevsimleri, yağan yağmuru, ölümleri ve hayatın geçici olduğunu daha iyi hissedebilirler. Bu durum onlara dinginlik ve huzur katar. Kabullenme bilgeliğine erişirler.
• Ölüme yaklaşan insanların sevdiklerine öncekinden daha fazla değer verir ve sevdikleriyle daha fazla vakit geçirirler. Yapmacık iliskilerden kaçınarak fazlalıkları hayatlarından çıkarır. Sevdikleri, yakınları ve dostlarının her şeyden önemli olduğunu ve hayatın serencamı içerisinde es geçtiğini fark eder. Ölüm bilincine ulaştığında, bunların ne kadar değerli olduğunu anlar.
• İnsanlar gündelik ilişkilerde reddedilme korkusu yaşar. Bu durum insanların ilişkilerden kaçınmasına neden olur. Sadece romantik ilişkiler için değil arkadaş ve dostluk ilişkileri için de geçerlidir. Yani insanlar kişiler arası ilişki kurarken belli bir mesafe koymayı gerekli görür. Ölüme yaklaşan insanlarda kişilerarası reddedilme korkusunun azaldığı görülür. Bir anlamda ilişkilere dair risk alma istekliliğini davranışsal olarak gösterirler. Bu da onların daha rahat ilişki kurmalarını sağlar. Aynı zamanda daha içten ve samimi ilişkilerin kurulmasına vesile olur.
Irvin Yalom’un dediği gibi “ölüm hayattaki en güçlü etkenlerden biridir ve insan enerjisinin büyük bir bölümünü ölüm korkusunu atlatmak için harcar.” Bu bağlamda yazıyı yazarken çokça faydalandığım Yalom’un Varoluşsal Psikoterapi, Din ve Psikiyatri gibi kitaplarını ve diğer eserlerini okumanın, konunun meraklıları için faydalı olacağını söyleyebilirim.
Ölüm Hissi İnsanı Değiştirir
ölüm ölüm kaygısı change dönüşüm death death anxiety değişim illness-based psychology inanç değişimi
Yorumlar
“Ölüm Hissi İnsanı Değiştirir” için 14 cevap
-
-
ölümü öldürenler. Anlamı yeniden inşa etmek. Son zannedilenin aslında başlangıç olması. Ama kahrolası insan hep yanlış anlama meyyal. Doğru anlam(a/landırma/lı olma)nın uzağındayız.
-
Çocuklara ölümü nasıl anlatmalıyız üzerine bir yazı olsa keşke. Sizden bekliyoruz.
-
-
Psikoloji, hep ölümü görmezden geliyor. Sizin böyle bir yazı yazmanız çok iyi oldu. Bahsettiğiniz ismi de ilk kez duydum. Bu konuda daha fazla okumam lazım.
-
Nasihat olarak size ölüm yeter..
Aslında ölüm bir yok oluş değil gerçek olana Baki hayatımıza bir geçiştir.
Ama insanoğlu amellerine göre ölümü İster veya ölümden korkar.
Değerli hocam yazınızı İzninizle paylaşıyorum💐 -
Ali Z. için bir cevap yazın Cevabı iptal et