Her Şeyi Hak Ettiğini Sanma

Lise öğrencisi Aysima, ailesine yine olağan bunalımlarından birini yaşatıyordu. “Beni neden doğurdunuz ki, basit isteklerimi bile yerine getiremiyorsunuz, getiremediniz. Ben özgür bir insanım, benim özgürlüğümü kimse engelleyemez, istediğimi yaparım. Anne-baba olmak beni sınırlamanızı gerektirmiyor. İstediğim telefonu zaten almadınız, giydiğime, yediğime, içtiğime karışıyorsunuz ve müdahale ediyorsunuz” diye avazı çıktığı kadar anne-babasına bağırıyordu. “Ben de herkes gibi her şeyin en iyisini hak ediyorum, kimse beni engellemeye kalkmasın bu evde. Zaten bir sınava çalışıyorum. Herkesin ailesi çocuğuna özel öğrenci koçu tutup, özel dersler aldırıyor, ben sadece dershaneye gidiyorum” diyerek yakınıyordu. Anne-baba kendilerini her seferinde çaresiz hissediyor. Kızlarını memnun etmek için teskin edici uzun konuşmalar yapıyordu. Fakat Aysima’nın aldırır gibi bir hali yoktu. O doğru bildiği şeyi yapmaya devam ediyordu. Ebeveynleri ona ılımlı yaklaşıyor ve olumlu bir hava oluşturmaya çalışıyorlardı. Kızları ise onları değersiz görüyor ve onlara her fırsatta kızıyordu. Bir türlü memnun edemiyorlardı. Aysima hem çaba göstermiyor hem de isteklerinin kendi kendine olmasını istiyordu. Ailesi çoğu zaman onun yapması gereken şeyleri fahri olarak yapıyordu. Örneğin kişisel olarak bir şeyler alması gerekiyorsa hemen ebeveynlerinden birisi gidip alıyordu. Bir nevi kızları, anne-babasını yönetiyor gibiydi. En acımasız silahı “madem öyle doğurmasaydınız beni, ben mi istedim bu dünyaya gelmeyi” deyip çıkışmaktı. Ebeveynleri de kendilerini suçlu ve yetersiz hissediyorlardı.

Bu aktarılan olay, olumsuz aile iletişimi örneği değildir. Aslında Aysima’nın davranışları günümüz insanını temsil ediyor. Aysima bu tarz davranışları aile ortamında sergilerken başka birileri iş ortamında, okulda ve toplum içinde sergiliyor. Onun davranışlarına dikkat ettiğimizde “ben dili” ağır basıyor ve benlik (bencillik) ön planda. Kendini üstün görme ve her şeyin en iyisine layık olduğu yanılgısı var. Çaba sarf etmekten kolay elde etme ve sorumluluktan kaçma davranışı söz konusudur. Maneviyat, erdem ve duygular umursanmıyor. Bu durumun psikolojide bir adı var: Hak ettiğini düşünme (en iyisini sadece kendisinin hak ettiğini zannetme yanılgısı).

Günümüzde insanlar kendilerini her şeye diğerlerinden daha layık görüyor. Okul veya iş başarısı, ev, araba, güzellik/yakışıklılık ve mutluluk; ne olursa olsun en iyisi benim olmalı hissi. Aslında bu narsistik kişilik bozukluğunun bir uzantısıdır. Herhangi bir çaba sarf etmeden en iyisini hak ettiğini düşünme, insan için psikolojik bir rahatsızlık olarak değerlendirilebilir. Son dönemlerde bu tarz insanların sayısında artış var. Çünkü bireyler daha bireysel, daha yalnız, daha bencilliğe doğru ilerliyorlar.

Toplum hayatı kurallar bütününden oluşur. Gerek seküler gerekse dini bir yaşam benimseyelim, belli bir düzene göre yaşamak zorundayız. Fakat günümüz “modern” insanı, kendini üstün gördüğü için kuralların kendine uygulanmasını hoş karşılamıyor. Örneğin herhangi bir işte uzmanlaşmayan bir gence sorulduğunda, kendisinin o işe çok layık olduğunu ama hakkının yendiğini söyleyecektir. Sorumluluktan kurtulmanın en kolay yolu başkasını suçlamaktır. Çağımızın insanı sorumluluk almaktan kaçıyor. Özellikle internet nesli, çaba göstermeden elde etmeyi arzuluyor. Sorumluluk almadan, çalışmadan, çabalamadan ve kısa yoldan rahata kavuşmak istiyorlar. Ve emek gerektirmeyecek işlere yönelmeye heves ediyorlar. Hal böyle olunca alttan kalifiye eleman yetişmiyor.

Hak etmediği şeyi kendine müstahak görmek psikolojik ve manevi olarak, birey üzerinde baskı oluşturuyor. Bu insanlar kendilerinin çevresindeki bireylerden üstün olduğu yanılgısına kapılıyorlar. Ailede, anne-baba ve kardeşlerinden, iş yerinde iş arkadaşlarından ve dışarı da diğer insanlardan üstün olduğunu düşünüyor. Örneğin vakti çok değerli olduğu için sıra beklemeye tahammül edemiyor, arkadaşlarının dertleriyle hemhal olmak yük geliyor ve iş yerinde diğer insanları zavallı olarak görüyor.

Bir kişinin diğer insanlardan daha fazla şey hak ettiğini düşünmesinin altında birçok neden yatabiliyor. “Sürekli olarak sen her şeyin en iyisine layıksın” sloğanıyla büyüyen çocuklar, yetişkin olduklarında aynı davranışı devam ettirmek istiyor. Yine Aysima örneğinde olduğu gibi anne-baba çocuğu hayatın merkezine almışsa o kişinin üstünlük davranışı pekişiyor. Çocuğun sorun çözmesine izin verilmiyor, müsaade edilmiyorsa bireyde kolaycılık alışkanlık haline geliyor. Bu kolaycılık, hak ettiğini varsayma ve üstünlük düşüncesi yetişkinlikte de aynı şekilde devam ediyor.

Her şeyi hak ettiğini düşünen insan, uzun süreçte kendi ruhunu çürütüyor. İlişkilerinde kaos ve karmaşa yaşıyor. İnsanlarla anlaşamadığı gibi anlaşmak için herhangi bir çaba da göstermiyor. Çünkü üstünlük algısından dolayı diğer insanların kendi ayağına gelmesini bekliyor. Hayatı boyunca hayal kırıklığı yaşıyor. Çok yüksek olan beklentileri bir türlü karşılık bulmuyor. Sonuç olarak depresyon ve tükeniş gibi ruhsal rahatsızlıklardan kurtulamıyor.

Üstünlük ve her şeyin en iyisine layık olduğu düşüncesinden kurtulmak için otoriteyle tanışmak gerekiyor. Özellikle çocukluk döneminde anne-baba otoritesi olmalıdır. Buna olumsuzluk atfedilse de ebeveynin kural koyması çocuğu hayata ve topluma hazırlıyor. Yine üstünlük algısından kurtulmak için altın kural “sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başka birine yapmamalısın” davranışıdır. Sergilemiş olduğumuz her hal üzerinde düşünme ve bir sonucunun olduğunu bilmemiz oldukça önemlidir. Çünkü sorumluluk üstünlük algısını azaltıyor.Bu durumda düşünme ve sorumluluk bilinci kazanmak şarttır. Yani istediğimiz bir şey gerçekleşmediğinde gerçekten ben bunu hak ediyor muydum diye düşünmeli ve sorumluluğu başkasına yükleme kolaylığına kaçmamalıyız. Saygı ve alçakgönüllü olma gibi erdemleri içselleştirmeliyiz. Aksi takdirde kendimizi en yüce dağdan daha yüce görme gafletine kapılırız. Son olarak da hata yapabileceğimiz gerçeğini unutmamalıyız. İnsanlar, aciz ve zayıf canlılardır, kendimizi Kaf dağında görecek herhangi bir done hala yok bence. Jenny Holzer buna anlamış olacak ki “İstediğim şeylerden koru beni-” diyerek adeta istiaze etmiştir.


Yorumlar

“Her Şeyi Hak Ettiğini Sanma” için 19 cevap

  1.  Avatar
    Anonim

    Çok çok farkındalık uyandıracak bir yazı olmuş tebrikler…

    Beğen

  2.  Avatar
    Anonim

    ellerinize sağlık hocam.çocuklarimiza çocukken den sorumluluk vermek gerekiyor degilmi

    Liked by 1 kişi

    1. teşekkürler, evet kesinlikle özerklik kazanmasında rehberlik yapmak gerekiyor.

      Beğen

  3.  Avatar
    Anonim

    Hocam çok güzel bir yazı.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim.

      Beğen

  4.  Avatar
    Anonim

    Hocam elinize sağlık, çok iyi bir konuya değinmişsiniz. Genç nesile laf anlatmak çok zor.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim, davranışlarımız daha belirleyici.

      Beğen

  5.  Avatar
    Anonim

    kendimize öz eleştiri yapacağımız bir yazı olmuş hocam. hastalığın tanısı konmuş sıra tedavide..ama bunun tedavisini doktorlar değil anne ve babalar yapacak.
    izninizle yazınızı yine paylaşmak istiyorum hocam.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkürler, paylaşabilirsiniz

      Beğen

  6.  Avatar
    Anonim

    Çağımızın sorunlarını dile getirmeniz ve bu konu hakkında bilgi sahibi olmak gerçekten insanı hoşnut ediyor.Ellerinize sağlık hocam.Diğer yazılarınızı heyecanla bekliyorum.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim.

      Beğen

  7.  Avatar
    Anonim

    Modern çağ adına çok önemli bir eleştiri olmuş. Tebrik ediyorum.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim.

      Beğen

  8.  Avatar
    Anonim

    Hocam benim merak ettiğim her şeye bir isim koymak zorunda mıyız?

    Beğen

    1. İlginiz için teşekkür ederim. Sorunları ancak kavramlaştırarak çözebiliriz. Başka bir yol varsa önerilerinize açığım.

      Beğen

  9.  Avatar
    Anonim

    Yazınızı severek okudum. Her haftaki gibi nokta atışları var. Kaleminize sağlık.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim.

      Beğen

  10.  Avatar
    Anonim

    Hocam gerçekten çok iyi yazıyorsunuz. Tebrik ederim.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim.

      Beğen

Sezai Korkmaz için bir cevap yazın Cevabı iptal et