Psikoloji, felsefeden ayrılarak bilim dalı haline gelmiştir. Bu süreç 1800’lerin sonu ile 1900’lü yılların başları arasında gerçekleşmiştir. Müstakil bir alan olma sürecindeki sancı, farklı ve renkli seslerin ortaya çıktığı bir dönemdir. İlk dönemde sağlıklı dindarlık, algı, yarara göre davranış sergileme ve milletlerin psikolojisi gibi çeşitli konular ele alınmıştır. İnsana dair göreceli olarak iyimser tutumlar sergilenmiştir diyebiliriz.
I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı sosyal bilimler üzerinde oldukça etkili olmuştur. İnsanlığın yaşamış olduğu ilk dünya savaşı, insanın kendisi hakkındaki düşüncesini de değiştirmiştir. İnsanın kötü bir varlık olduğu düşüncesi perçinlenmiştir. Özellikle psikoloji çevrelerinde böyle değerlendirilmiştir. Birkaç psikoloğu dışarıda bırakırsak çoğunluğu insanın olumsuz özelliklerine yoğunlaşmıştır. Bu nedenle II. Dünya Savaşı bitimine kadar değer, ahlak, erdem ve maneviyat kavramlarına önem verilmemiştir.
Hümanist psikoloji ekolü ortaya çıkıncaya kadar psikoloji çalışmaları, hastalık ve sıkıntılar üzerine yoğunlaşmıştır. Sağlıklı insanlarla ilgili psikolojik çalışmalar oldukça azdır. Yani özellikle ruh hastalığı bulunan insanların tedavilerine yönelik çabalar sergilenmiştir. Fakat insanı odak alan çalışmaların artmaya başlamasıyla birlikte psikolojinin de bakış açısı değişmeye başlamıştır. 1950 ve 1960’lı yıllardan itibaren “normal insan” psikolojisi üzerine de çalışmalar artmıştır.

Yukarıda çizdiğim doğru, sağlıklı bir insanla ruhsal olarak sıkıntıları olan bir insanı temsil ediyor. Ruh hastalığına yakalanan bir insan eksiye düşüyor. Sağlıklı insanlar ise sıfırın üstünde konumlanıyor. Burada örneğin depresyon yaşayan bir kişi hastalığının derecesine göre -1’de de olabilir -6’da da olabilir. Aynı şekilde sağlıklı bir insan iyi olma konusunda 2’de olabileceği gibi 6’da da olabilir. Doğru üzerinden baktığımızda insanlar farklı derecelerde bulunabilir.
Doğru üzerinden düşünürsek hastalık temelli psikoloji yaklaşımı insanı eksiden kurtarıp sıfırın üzerine çıkartmaya çalışır. Sıfır noktasının üzerinde bulunan herkesi psikolojik olarak sağlıklı kabul edebiliriz. Fakat bazı kimseler sıfıra çok yakınken bazı insanlar 1’de, bazı insanlar ise daha yukarıda konumlanırlar. İşte bu noktada sağlıklı insanların sıfırın altına düşmesi nasıl engellenir? Ya da sıfıra yaklaşan insanların psikolojik sağlıklarını daha yukarı nasıl çıkabiliriz? soruları oldukça önemlidir. Bu noktada hümanist psikoloji ve pozitif psikoloji yaklaşımı bize oldukça iyi doneler sunmaktadır.
Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et