İnsanın bedenen esnek olması sağlığını korumasında önemlidir. Sağlıklı bir birey olabilmek için her yaşta esnekliğimizi korumamız öneriliyor. Spor yaparak vücudumuzu sağlam tutmamız, hem fiziksel sağlığımızı koruyor hem de ruh sağlığımıza katkı sağlıyor. Bedenen esnek olma durumu zihinsel ve psikolojik esneklik için de tavsiye edilebilir bir durumdur diyebiliriz.
Psikolojik esneklik yeni koşullar, beklenmedik ve zor durumlarda alternatif seçenek ve yöntemlere yönelmedir. Bu özelliği taşıyan kişiler zor ve yeni olaylara daha kolay uyum sağlıyor. Ruhsal esnekliği olan kişiler acı ve güçlüklerle daha kolay başa çıkabiliyor.
Psikolojik esnekliği olan kişiyle olmayan kişiyi şöyle düşünebiliriz. İki kişi araçta giderken bir anda aracın tekerleği patlıyor. Aracı süren kişi kahrederek dışarı çıkıyor ve bu olumsuzluklar benim peşimi bırakmıyor, hep böyle tatsız olaylar benim başıma mı gelecek, bıktım, usandım artık diyerek feryat ediyor. Diğeri ise bu tekerlek iyi ki araç yavaş giderken patladı, ya şehirlerarası yolda, aracın çok hızlı olduğu bir zamanda patlamış olsaydı belki de başımıza çok daha büyük bir sıkıntı gelecekti, Allah beterinden korudu, çok şükür büyük bir durum yok ve biz de iyiyiz diye düşünüyor. İşte bu hikayede olumsuz düşünüp hayıflanan kişi psikolojik esnekliğe sahip değildir. Diğeri ise düşüncesine alternatif yollar açarak kendini ve çevresini rahatlatıyor diyebiliriz.
Psikolojik esneklik kendi sağlığımızı koruduğu gibi çevremizdeki insanlara da olumlu katkılarda bulunur. Psikolojik esnekliği sağlamak için başvurmamız gereken bazı yöntemler bulunuyor. Bunlara bakacak olduğumuzda;
- Kendimizi, çevremizdeki insanları ve yaşadığımız koşulları kabul etmemiz gerekiyor. Kendi duygularımızı tanımakla yola çıkabiliriz. Ardından çevremizdeki insanları oldukları gibi kabul ederek beraber olabiliriz veya onlardan uzaklaşabiliriz. Ayrıca yaşadığımız toplum ve koşullarını da kabullenmemiz gerekiyor aksi takdirde çatışmalar içinde boğuluyoruz.
- Şu anın kıymetini bilmemiz gerekiyor. Bu size carpe diem öğretisi olarak görünebilir. Fakat kastedilen, haza odaklanmak değildir. Örneğin tefekkür, şükür, nimetin kıymetini bilebilmek için olduğumuz zamanı değerlendirmeliyiz. Geçmiş ve gelecekle ilgilenmemiz şart fakat geçmiş ve geleceğe çok fazla odaklanmak insanın ruh sağlığına iyi gelmiyor.
- Zihnimizden geçen her şeyin kendimize ait olmadığını bilmemiz gerekiyor. Buna psikolojide bilişsel ayrışma deniyor. İnsan dil üreten bir canlıdır. Dil hiçbir zaman üretimini bırakmaz. Zihnimizden geçen çoğu şey bizim düşüncemiz olmayıp dilin ürettiği cümleler ve kelimelerden. Yani düşüncemizle benliğimiz arasına mesafe koymamız gerekiyor.
- Sonrasında benliğimizi konumlandırmamız gerekiyor. İnsanın düşünsel ve fiziksel olarak iki ayrı benliği bulunuyor. Bunun yanı sıra gözlemleyen bir tarafımız var. Buna da bağlamsal benlik deniyor. Yani insan kendini ve çevresini gözlemlemekten vazgeçmemeli ve ihmal etmemelidir.
- Yeni şeyler denemeli, empati yapmalı ve diğer insanların düşüncesinin ve bakış açısının da önemli olduğunu unutmamamız gerekiyor.
- Son olarak insan inancını ve umudunu kaybetmemelidir. Her koşulda başka bir olasılığın olduğu inancını korumalıdır.
Yorum bırakın