Âlimler, din adamları, filozoflar ve devlet adamları insanın iyi olabilmesi için uğraşmışlardır. Günümüzde de en çok sorgulanan durumların başında insanın iyi bir hayat yaşaması gelir. Bireysel, toplumsal ve iktisadi olarak çok yönlü araştırmalara konu olur. Normal şartlar altında tüm kalkınma hareketlerinin içinde insanın iyi olmasını sağlamaya çalışma da hesaba katılır. İnsanın iyi olması demek aynı zamanda mutlu olması anlamına da gelir aslında.
Sizin iyi olmanızı ne sağlar? Para, makam, sağlık, aile, maneviyat…
Bir durup kendinize ve çevrenize bakın, hayatta en önemli görülen şey ne ise iyi olmamızı sağlayacağı varsayılan şey de odur aslında. Fakat insanın algılarının çoğu yanılgıdan ibarettir. Toplum veya kişilerin yanılabilir olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Sadece bir şey baz alınarak iyi olmak mümkün değildir. İnsan sadece parayla sadece statüyle sadece sağlıkla sadece iyi ilişkiler yürüterek iyi olamaz. İyi olma durumu çok yönlüdür. O halde iyi olmak için hayatı maddi ve manevi olarak her şeyiyle kucaklamak gerekiyor.
İyi olmak için insanın kendini geçindirecek maddi bir kaynağa ihtiyacı vardır. Fakat paranın iyi olmanın tek koşuluymuş gibi algılanması insanı çıkmaza sürüklüyor. Ardından insanın sağlıklı olması da istenir. Yine eşit bir şekilde eğitim almak ve meslek sahibi de olmak da insani bir yaşam için şarttır. Sosyal anlamda kişinin arkasında aile ve yakınlarının desteğini hissetme gibi bir ihtiyacı da bulunur. Yani insan iyi olmak için bir takım dışsal etkenlere ihtiyaç duyuyor. Bunların yanı sıra insanın iyi olmasını sağlayan içsel yaşamı vardır ki belki de bu kendi dışındaki etkenlerden daha öne çıkıyor.
İnsanın içsel olarak iyi olabilmesi için anlamlı bir hayatı olmalıdır. Anlamlı bir yaşam oluşturabilmek için insanın farkındalığının olması gerekir. Aslında insan, denizdeki balığın suyun farkında olmadığı misali çevresindeki zenginliklerin farkında değildir. Örneğin sürekli gecenin gündüze dönmesi, canlı olan tabiatın sonbaharda ölmeye ve uyumaya yüz tutması gibi durumları tefekkür etmesi bile farkındalığın bir basamağıdır diyebiliriz. Tefekkür ve çevremizde dönen âlemin farkına varmamız yaşamımızı anlamlandırmamıza kapılar aralayacaktır. Aynı zamanda kendi iç dünyamızı da keşfetmemizi sağlayacaktır.
İnsanın kendini iyi hissedebilmesi için potansiyelini fark etmesi de iç dünyasını aydınlatan bir durumdur. Her insanın kesinlikle bir şeye yeteneği vardır. Durağanlığı kırabilmek için kendimizi tanımamız gerekiyor. Yüce İslam medeniyeti “kendini bil ki Rabbini bilesin” felsefesine dayanır. İnsanın herhangi bir şeye yeltenmesi için öncelikle kendini keşfetmesi ve neler yapabileceğini bulabilmesi gerekir. Ben kimim? Hangi duygularım daha aktif? Zor bir duruma nasıl cevap veririm? Nereden geliyorum ve nereye gidiyorum? Günlerimi nasıl geçiriyorum? Acaba kendime bir meşguliyet bulsam bu ne olabilir? Telefon ve internet dışında bir şeyle uğraşabilir miyim? gibi sorular sorulabilir örneğin.
İnsanın iyi olmasının bir diğer yolu da doyurucu ilişkilerden geçiyor. Aile, eş, dost, arkadaş… Birileriyle iletişim halinde olmamız gerekiyor. Ruhsal hastalıkların birçoğunun altında yatan nedenlerden birisi insanların yalnızlaşma, yabancılaşma ve ilişkilerini koparmalarıdır. Günümüzde ilişkiler pamuk ipliğine bağlıdır. İlişkilerde en ufak zorlanma veya tartışmada köprüler atılıyor. Oysaki insani ilişkiler emek istiyor, çaba istiyor ve karşılıklı sevgi-saygı istiyor. Bunların olmadığı ilişkiler de kopuveriyor. İnsanın kendini iyi hissetmesi için sağlıklı ilişkiler yürütmesi zorunludur. Tüm bunları düşününce dinlerin insanlar arasındaki ilişkilere önem vermesinin amacı daha iyi anlaşılıyor.
İnsan kendi iyi olma durumunu artırabilir. Bunu yapabilmek için gönüllü olması gerekir. En başta bakış açımız olumlu olmalıdır. Bakış açısı ve niyeti kötü olan insanlar iyi olamadığı gibi mutlu da olamıyor. Hayatımızda anlam ve amaç olması şarttır. Bu anlam ve amacın çok büyük olmasına gerek yoktur. Amaçsız insanın, rüzgârda savrulan bir yaprak gibi nereye gideceği belli olmuyor maalesef. İyimser olmak insana iyi geliyor. Kötümser insanların duygusal sağlığı bozuk olduğu gibi fiziksel sağlıkları da zamanla bozuluyor. İnsanın iyi olması için şükür duygusunu kaybetmemesi gerekiyor. Batı’da ve kendi ülkemizde yapılan birçok çalışmada görülüyor ki şükreden insanlar diğerlerine göre daha mutlu. İyi olmak ve iyiliğimizi devam ettirmek için ilgi, şefkat, huzur, sevgi, neşe, memnuniyet gibi olumlu durumlara yönelmemiz şart. Son olarak insanın iyilik yapması da mutluluğunu ve kendi iyi olma durumunu da artırıyor. Belki de insan iyilik yaparken başkasına değil de kendine de iyilik yapmış oluyor böylelikle.
Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et