Sevinç duygusunun içinde mutluluk, memnuniyet ve uyum sağlama durumu vardır. Sevinç kelimesinin karşılığı neşedir. Kişinin neşeli olabilmesi için psikolojik ve sosyal olarak kendini rahat hissetmesi gerekir. Psikolojik sağlık ve olumlu duyguların yaşanmasında bütünlük önemlidir. Bu bütünlük kişinin kendi içinde yaşanması gerektiği gibi dışında da yaşanması lazımdır. Sevinçli bir durumdan bahsederken mutluluktan da bahsetmiş oluruz aslında. Neşenin var olabilmesi için hayattan ve çevredeki insanlardan memnun da olunması elzemdir. Bir kişinin çevresiyle çatışarak neşeli olması mümkün değildir. Bunun yanı sıra bir ortamda sevinç olabilmesi için çevredeki insan ve koşullarla uyum olmalıdır.
Sevinç ile mutluluk kavramı aynı şeylermiş gibi gelebilir. Fakat sevinç herhangi bir olay ve duruma bağlı olarak gelişebildiği gibi kişinin içinden sökün edip gelebilir. Sevinç hem bir özellik hem de bir durumdur. Bu haliyle mutluluktan ayrılır. Sevinç uzun süreli bir durumken mutluluk anlık ve gelip geçicilik gösterir. Örneğin birinden hediye aldığımızda mutlu oluruz. Birinden bahsederken kişilik özelliği olarak mutlu demeyiz daha ziyade neşeli bir insan diye bahsederiz. Sevinç kişinin içsel yaşantısından ve olumlu düşünce tarzından kaynaklanan bir haldir. Kişiliğe bağlı olduğundan sevinç bu yönüyle mutluluktan farklılaşır.
Mutlu olmaya önem vermeliyiz evet. Ama mutluluğun her zaman yanı başımızda duramayacağını bilmemiz gerekiyor. Mutluluk bir kelebek gibidir. Kelebeği yakalamaya çalıştığımızda sürekli kaçar ve bir türlü ulaşamayız. Fakat kelebeği yakalamaya çalışmaz oturursak, belki de kelebek gelip omzumuza konacaktır. Mutluluk da kelebek gibi yakalamaya çalıştıkça kaçmaktadır. Mutlu olacağım diye uğraşmak çoğu zaman beyhude bir çabadır. Yapılan çalışmalarda mutluluk peşinde koşan insanların daha mutsuz olduğu ortaya çıkıyor. Bu nedenle mutlu olmak amaç olmamalıdır. Belki de bir durum ve özellik olarak neşeli olmaya eğilmemiz daha yerinde bir yaklaşımdır.
Sevinci artırmak için ilk olarak düşünce şeklimizi değiştirmeliyiz. Bazı insanlar olumsuz duygulardan beslenir. Her şeyi şikâyet ederek, her şeye olumsuz tarafından yaklaşarak, herkesin hatasına odaklanarak hayatını heder eder. Aslında içsel olarak her şeyi karanlık ve olabildiğince kötü görür. Bu durum çevresindeki insanları da etkiler. Böyle bir insanın bazı zamanlarda mutlu olması mümkündür fakat neşeli olabilmesi ne kadar mümkündür? Örneğin olumsuz duygu ve durumlara kapılmış bir insan herhangi bir nedenden dolayı mutlu olabilir. Ama neşeyi sürdürme durumu uzun süreçlidir. Olumsuz duygu ve düşünce, neşeli olmanın önünde büyük bir engeldir. Böyle bir insan kendisiyle neşe arasına olumsuzluktan oluşan bir set çeker. Olumsuzluk setlerini kaldırmanın yolu düşünce tarzımızı değiştirmekten geçiyor. Olumlu duygu ve durumun her koşulda mümkün olduğunu kendimize kabul ettirmeliyiz. Tarihte birçok düşünür ve insan, en olumsuz koşullarda kendini ve kitleleri ümitsizlikten çekip çıkartmıştır.
Tamam, olumlu duygu-duruma yönelelim ama nasıl olacak dediğinizi duyar gibiyim. İlk olarak olumlu düşünmeye gönüllü olmalıyız. Eğer herhangi bir süreç kendi içimizden gelmiyorsa onu başarmak imkânsızdır. Bu da niyet etmekle mümkündür. Yani harekete geçmeye gönüllü olmaktır. İçimizden gelen nasırlaşmış ses bunun olmasını imkânsız görebilir. Fakat niyet ve istek birçok şeyin anahtarıdır. İnsan istekli davrandıktan sonra çözemeyeceği problem yoktur.
Neşeli olabilmek için istekli olarak olumlu düşünmeye yöneldikten sonra benliğimizi kabul etmemiz gerekiyor. Bu da kendimizi tanımakla mümkündür. Ben kimim ve nasıl biriyim sorusu dürüst bir şekilde yanıtlanmalıdır. Bu soruları cevaplandırabilmek için benliğimizi kabul etmeliyiz. Kendimizi, duygularımızı ve düşüncelerimizi inkâr etmeyi bir kenara bırakarak hareket edebiliriz. Kültürümüzde var olan kendini bilen Rabbini bilir düsturu her yerde çalıştığı gibi burada da çalışmaktadır.
Kendimizi değiştirmeye gönüllü olduktan, olumlu düşünmeye yönelmeye başladıktan ve benliğimizi kabul ederek kendimizi tanımaya başladıktan sonra bazı erdemlere yönelmeliyiz. Neşeli olabilmek adına gerek kendimize gerekse diğer insanlara karşı nezaketli ve bağışlayıcı olmalıyız. Aynı zamanda esnek davranabilmeliyiz. Nezaket, affetme ve esnek olma değerlerine yönelmek insana birçok olumlu özellik kazandırıyor. Bu erdemleri önemsemekte fayda var.
Belki de hiç kafa yormadığımız bir konu da mizah. Günlük yaşam içinde mizaha başvurmak ve mizah aramak insanın neşeli olmasına yardımcı oluyor. Mizah insanların esnekliğini artırıyor. Pek çok olumsuz duygu durumun yok olmasını veya yumuşamasını sağlıyor. Bu nedenle mizahı ihmal etmememiz gerekiyor. Bir diğer kanayan yaramız ise doğadan ve topraktan kopmuş olmaktır. Maalesef yapılan çalışmalar gösteriyor ki insanın ağaçtan, çiçekten, yeşil alanlardan ve topraktan ayrı düşmesi ruhu olumsuz etkiliyor. Adeta gonca gül olan ruhların sönmesine neden oluyor. Kendi imkânlarımız dâhilinde açık havaya, ormana ve tabiata çıkmamız şart.
Sezai Korkmaz için bir cevap yazın Cevabı iptal et