Bu yazımda zor ve kasvetli bir konudan bahsedeceğim. İntihar… Belki de birçoğumuzun göz ardı ettiği bir konu. Fakat dünyada ve ülkemizde binlerce insan kendi hayatına son veriyor. Yalnızlık, bencillik, depresyon ve stres gibi sıkıntılar arttıkça intihar oranları da artıyor. Dünyada ve çevresindeki insanlarda anlam bulamama durumu insanların hayattan kopmasına neden olabiliyor. Maddiyata değer verme, arkadaşlık, dostluk ortamının kaybolması, insanların sosyalleşmekten vazgeçmeleri ve içlerine kapanmaları intihara kapı aralayabiliyor.
İntihar çok boyutlu bir problemdir. Bir insanın kendi canına kıymasını öylesine münferit bir olay olarak değerlendirmek mümkün değildir. İntiharın politik, ekonomik, toplumsal ve psikolojik birçok nedeni vardır. Bu nedenle intiharla mücadele etmek için topyekûn hareket etmek gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) intiharın dünya genelinde bir sorun olduğunu ifade ediyor. DSÖ raporlarına göre dünyada her 40 saniyede, bir insan intihar ederek yaşamına son veriyor ki bu da dikkate değer bir durumdur.
Dünyada intihar oranları 100 bin kişi bazında değerlendirilmektedir. İntihar oranlarının en yüksek olduğu yer Afrika ülkeleridir. Ardından Rusyada intihar oranları yüksek çıkıyor. Rusya’dan sonra intihar oranlarında Kazakistan ve Moğolistan geliyor. Daha sonra ise Amerika ve İskandinav ülkelerinde intihar oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Yaygın olarak bilinenin aksine İskandinav ülkeleri ilk sırada yer almıyor.
Maalesef dünyada her yıl 800 bin insan kendi hayatına son veriyor. 15-30 yaşları arasındaki kişilerde ölüm nedenlerinden ilki trafik kazalarıdır. Trafik kazalarından sonra genç yetişkin grubun ikinci ölüm nedeni intihardır. TÜİK verilerine göre Türkiye’de intihar sayısı 2020 yılında 3 bin 703 iken 2021 yılında 4 bin 158 olmuştur. Bu durum intiharın arttığını gösteriyor. Bu da Türkiye’de her 100 bin kişiden 4’ünün intihar ettiğini gösteriyor. Elde eden verilere göre ülkemizde erkeklerin intihar oranı kadınlardan daha fazladır. Bu durumun nedeni erkeklerin dış etkilere daha açık konumlanmalarından kaynaklanıyor olabilir. Dünyada her 100 bin erkekten 15’i, her 100 bin kadından 4’ü intihar ederek hayatına son veriyor. Türkiye’de intihar oranların düşük olması sevindirici bir durumdur. Araştırılmaya muhtaç olmakla birlikte inancın intihara engel olduğu düşünülebilir. Zira İslam ülkelerinde intihar oranlarının diğer ülke ve kültürlere göre düşük olması görece bu duruma kanıt olabilir.
İntihar ederek ölenlerin sayısı, istatistiklere göre cinayete kurban gidenlerin tam iki katıdır. Buradan hareketle insanın kendine zarar verme ihtimalinin başkasının zarar verme ihtimalinden iki kat daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda insan ömrü sürekli uzuyordu. Fakat pandemi dönemi bu döngüyü kırmış görünüyor. Son iki üç yıldır insan yaşama süresinin düştüğünü ifade edebiliriz. Buna rağmen insan ömrünün uzaması hayatla sağlıklı bir şekilde başa çıkmayla birebir ilişkilidir. Hayata tutunmak için insanların huzur ve mutluluk içinde olması gerekiyor. Aksi takdirde hayatta olmaktan pes edip canlarına kıyabiliyorlar.
Her intihar bir mesajdır diyerek indirgenme yapılması çok doğru bir yaklaşım değildir. İntiharı bütüncül değerlendirmek zorundayız. Çünkü intihar bireyi, aileyi, akrabayı ve toplumu etkiliyor. İntihar edenin çevresindeki insanlar travma derecesinde sarsıntı yaşıyor. Bu sarsıntılar büyük psikolojik rahatsızlığa neden olup kısır bir döngüye de dönüşüyor. Amerika’da yapılan bir çalışma bulgusuna göre bir intihar vakası tam olarak 135 kişiyi olumsuz etkiliyor. Özellikle ilk çemberdekileri yani intihar edenin yakınlarını aşırı derecede olumsuz etkiliyor.
İntiharla depresyon, stres, mali sıkıntılar, ayrımcılığa uğrama (mülteci vs.), yalnızlık yaşama ve psikiyatrik rahatsızlık arasında yakın ilişkiler bulunuyor. İntiharı önlemek için, intihar hakkında konuşmaktan kaçınmamak gerekiyor. Özellikle intihar edeceğini dillendiren birisi varsa, o kişinin kesinlikle uzman yardımı alması sağlanmalıdır. Çünkü Brice Parain; ‘her kelime, doldurulmuş bir silah gibidir’ der. İntihar kelimesi bir kişinin ağzından çıkmışsa zihninin bir yansıması olarak değerlendirmeli ve gerekli önlemler vakit kaybetmeden alınmalıdır. Sartre ise Parain’nin söylediğini daha da ileri götürüp; ‘her kelime doldurulmuş bir silah gibidir, konuşulduğu anda tetiğe basılmıştır’ der. Yani bir kişinin ağzından intihar kelimesi çıkıyorsa ciddiye alınmalı ve psikiyatri servisinden ertelenmeksizin yardım alınmalıdır.
Akif için bir cevap yazın Cevabı iptal et