Telefondan Ayrılamama Sorunu

Sadece bir günlüğüne telefonunuzu başkanıza emanet edebilir misiniz? Ya da telefonunuzdan kısa bir süreliğine de olsa ayrılabilir misiniz? Zaruri görüşmeler dışında telefonunuzu elinize almadan ne kadar sabredebilirsiniz? Bu soruları öylesine sormuyorum. Yazının devamını okumadan bu soruların üzerine en az otuz saniye düşünmenizi istiyorum.

Geçmiş yıllarda şarkı dinlemek için kasetçalara, film izlemek için DVD çalara, oyun oynamak için konsollara ihtiyaç duyuluyordu. Fakat 2000’li yıllardan itibaren birçok şey köklü bir şekilde değişti. Çünkü hayatımıza akıllı telefonlar girdi. Artık her şey insanın cebine sığıyor. Bir şeyleri yapabilmek için eskiden olduğu kadar çaba sarf etmek gerekmiyor.

Sıradan bir günümüzü şöyle bir gözden geçirelim. Takriben sekiz saatimiz uykuda geçiyor. Yemek ve temel ihtiyaçlar düşünüldüğünde sadece fizyolojik ihtiyaçlarımız için on saat gerekiyor. Bize ve çevremizdeki insanlara on dört saat kalıyor. Benim yapmış olduğum çalışmalarda ülkemizde ortalama beş saat civarında telefon kullanılıyor. Dahası bu süre iş, eğitim ve zorunlu iletişim dışındaki kullanımı kapsıyor. Geriye dokuz saat kalıyor. İş hayatımızı düşündüğümüzde ortalama sekiz saat mesai yapıyorsak bize sadece bir saat kalıyor. Onu da nasıl istersek o şekilde kullanabiliriz. Bu hesabın geçerli olduğunu varsayarsak bence biz en çok aile, eş, çocuk ve arkadaşlarımızı ihmal ediyoruz. Bu durum iletişim kopukluklarına ve sorunlara yol açıyor.

İnsanlar var olduğu günden beri konuşarak ve sosyalleşerek problemlerini çözüyor. Thomas Mann “konuşmak medeniyetin ta kendisidir” diyor. Biz telefonla meşgul olduğumuz her bir anda sosyalleşmeyi engelliyoruz aslında. Medeniyet işareti olan entelektüel ve edimsel gelişimimize kendi elimizle ket vuruyoruz.

Doktora çalışmama ilk başladığım dönemlerde nomofobi adında bir kavram ortaya atılmıştı. Telefondan ayrılamama korkusu anlamına gelir. Şu anda telefon bağımlılığı ve problemli telefon kullanımı kavramları daha yaygın kullanılsa da o yıllarda heyecanla karşılanmıştı. Her ne kadar spekülatif bir kavram gibi dursa da öyle olmadığı zamanla anlaşıldı. İnsanların çoğunluğu gerçekten artık telefondan ayrılamıyor. Telefonda hiçbir şey yapılmasa bile sadece ekrana dokunmak isteniyor. Bir nevi telefona dair obsesif kompülsif davranış geliştiriliyor. Biz buna insanın sürekli olarak düşünce tekrarlarına girmesi ve aynı davranışa takılı kalması diyebiliriz. İnsanlar artık obsesif kompulsif telefon kullanma bozukluğu yaşıyor. Yani hiçbir şey yapmasa dahi ya sürekli telefonu düşünüyor ya da telefonda bir şeyler yapmak istiyor. Bu durum telefon kullanımının dürtüselliği artırdığını gösteriyor.

Eskiden aile, akraba ve arkadaş ilişkileri daha samimiydi fakat günümüzde insanlar yakınlarıyla görüşme konusunda daha isteksiz. Bunun nedeni biraz da telefonlar olabilir mi? Sosyal ilişkilerin aksamasında telefonun rolü çok büyük. Geçenlerde bir yerlerde otururken gözüme takıldı. Masada oturan aile ve arkadaşlar konuşmaksızın telefonlarıyla meşgul oluyorlar. Toplu bireysellikler. İnsanlar telefonlarıyla oynamak için adeta dışarıda buluşmuş gibi bir izlenim sezinlendim. Ben de dâhil hiç kimse bu halden ari değildir.

Aşırı telefon kullanımı insanın olumlu özelliklerini engelliyor ya da bastırıyor. Bununla birlikte olumsuz özellikleri de artırıyor. Kaygı ve stres gibi nevrotik davranışları tetiklerken insanın içe kapanık olmasına neden olabiliyor. Kişinin benlik saygısını ve özgüvenini düşürüyor. İnsanın fiziksel görünüşü ile ilgili algısını bozuyor. Telefonu özellikle sosyal medyayı aşırı kullananların estetik ameliyatlara, boy uzatma operasyonlarına girmesi bundan kaynaklanıyor.

Bu söylenen olumsuz durumlar içinizi karartmasın. Bu söylediklerimiz aşırı telefon kullanımı yapanlar için geçerli. Problemli telefon kullanımı yaptığımı nasıl anlarım diye merak ediyor olabilirsiniz. Telefon kullanımı psikolojik, sosyal, akademik ve mesleki olarak zarar veriyorsa yanlış kullanım yapıyorsunuz anlamına gelir. Problemli telefon kullanımı, usanç, stres, kaygı, kıskançlık, tavır alma, depresyon gibi psikolojik sorunlara yol açar. Sosyal olarak insanların aile, arkadaş, eş ve çocuklarıyla ilişkilerine engel teşkil eder. İlişkide olduğunuz insanlarla tartışma, kızma ve sinirlenme gibi olaylara neden olabilir. En çok da telefon kullanımının engellenmesine bağlı olarak çevrenizdeki insanlara öfkelenmenize neden olur. Ayrıca çevrenizdeki insanlar sizin telefon kullanımınızdan rahatsız olmaya başlar. Akademik olarak okul başarısının düşmesine neden olur ya da okula gitmenize mani olabilir. Yaptığınız meslekle ilgili gelişiminizi engelleyip donuklaştırabilir. Bunlardan herhangi birine neden oluyorsa problemli telefon kullanımı yapıyorsunuz anlamına gelir.


Yorumlar

“Telefondan Ayrılamama Sorunu” için 6 cevap

  1. Bir sonraki yazinizda bu soruna cozum onerisinde bulunmanizi rica ediyorum..

    Liked by 1 kişi

    1. Çözüm önerisini ihmal etmemek gerekiyor haklısınız.

      Beğen

  2. Güzel bir yazı olmuş hocam, ne telefonla ne telefonsuz bu devirde

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim sağolun

      Beğen

  3. her şeye bir sorunmuş gibi yaklaşmasak mı?

    Liked by 1 kişi

    1. Haklısınız aslında DSM-5 tanı ölçütleri kitabına göre hala bir sorun olarak tanımlanmıyor. Fakat psikolojik bir gerçeklik olarak değerlendirmenin kimseye zararı olmaz diye düşünüyorum.

      Beğen

Yorum bırakın