İslam, Hristiyanlık, Yahudilik ve diğer dinler, yalan söylemenin yanlış olduğunu belirtir. İnsanların her koşulda doğru söylemesinin gerekliliğini vurgular. İnananlarının bu hususa göre hareket etmesi gerektiği düşünülür. Bu doğrultuda yapılan birçok çalışmada dindar insanların dindar olmayanlara göre daha dürüst olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıca insanların, dindar olan veya görünen kişilere daha fazla güvendiği görülüyor. Yani dindarlık insanlar arasında pozitif algılanan bir durum. Tabi ki burada bir insan dindarsa dürüsttür, dindar değilse dürüst değildir diye bir genelleme yapmak yanlış olur. Fakat dindarlığın, insanların olumlu özelliklerini artırdığını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Çünkü gerek uluslararası çalışmalarda gerekse ülkemizdeki çalışmalarda dindarlık, insanların olumlu özelliklerine katkı sağlıyor.
Bir çalışmada dindarların, dindar olmayanlardan daha fazla yalan söyledikleri tespit ediliyor. Bu durum araştırmacıları da şaşırtmış olmalı ki araştırma daha da derinleştiriliyor. İlk olarak üzerinde araştırma yaptıkları dindar grubun kimlikle ilgili sıkıntı yaşadıklarını tespit ediyorlar. Yani ben kimim? sorusunun yanıtını zihninde oturtamayan insanlar kendi benliklerini yeterince tanımıyor, karakter ve kimliklerini fark edemiyor. Dindar olduklarını ifade etseler bile dürüst davranamayabiliyor. Ayrıca her ne kadar kendilerini dindar olarak nitelendirseler de dini pratikleri yeterince önemsemedikleri ortaya çıkıyor. Dinin emirlerini özümsemedikçe dindar olması dürüst olmasına fayda sağlamıyor.
Bazı insanlar hayatı daha içe dönük yaşarken bazıları daha dışa dönük yaşıyor. Bu durum dindarlık için de geçerli. Bazı kişiler dini içsel ve deruni tecrübe ederken bazıları daha çok dış ve çevresel koşullar gereği dine yöneliyor. Örneğin içe dönükler, ibadetleri ve dini vecibeleri yaparken sadece Allah için yapıyor. Bir yardım yaptığında sağ elin verdiğini sol el görmeden veriyor. Fakat dışa dönükler dini ibadetleri daha çok sosyal ortamlarda yerine getiriyor. Bir yardım yaptığında TikTok’tan tutun Instagram, Facebook, Twitter ve WhatsApp’ta paylaşıyor. Dışa dönük dindarlar daha fazla göz önünde olmak istiyor. İşte bu noktada dindarlık-dürüstlük ilişkisine baktığımızda içsel dindarların daha dürüst olduğunu görüyoruz.
Dini, araçsal kullananlar da var. Normal koşullarda dinle hiç ilişkisi yokken hatta oldukça seküler bir yaşamı benimsemişken bazı nedenlerden dolayı dindar-mış gibi görünmek istiyor. Ya bir çıkar elde etmek için ya da toplumda benimsenmek için dine yöneliyor. Örneğin dindar bir topluluk içinde yaşayanlar, gruptan dışlanmamak için dindarmış gibi davranabiliyor. Ya da siyasete girmeyi düşünen birisi toplum nezdinde daha olumlu algı oluşturmak adına dindarmış gibi davranışlar sergileyebiliyor. Farklı dışsal motivasyon ve nedene bağlı olarak dindar-mış gibi davranan insanların daha fazla yalan söylediğini söylemek mümkün.
Beşer doğası gereği iyiye ve doğruya âşıktır. Bunun temeli insanların dürüst olmaya eğilimli olmasıdır. Dindar veya seküler fark etmeksizin dürüst insanların herkes tarafından takdir kazanması bu doğal eğilimi kanıtlar niteliktedir. İslam’da insanın fıtrat üzere olması da benzer bir noktayı işaret eder. Yazımızın başlığındaki soruyu cevaplayacak olursak: Netice itibariyle bazı istisna durumlar olmakla birlikte çalışmaların çoğunluğuna göre dindarlar gerçekten dürüsttür fakat “bazı” dindarlar çeşitli dünyevi nedenlerden dolayı dürüst davranmayabilir diyerek bitirebiliriz.
Laik için bir cevap yazın Cevabı iptal et