İnsanlar doğuştan kötü davranışlara daha kötüsüyle karşılık verme eğilimiyle dünyaya gelir. Birisi düşmanlık hisleriyle saldırdığında, bir ortamda yok sayıldığında veya terk edildiğinde intikam alma isteği veya kaçınma durumu yaşanır. İmkanlar oluştuğunda insanda intikam alma eğilimi çoğu zaman ağır basar. Bu durumun nedeni insanın biyolojik, psikolojik ve kültürel olarak intikam alma hissine yatkın olmasıdır.
İnsanlar kötü durumlara maruz kaldığında genelde üç farklı davranış sergiler. Ya intikam almak için fırsat kollar ya affetmeyi dener ya da kaçınma mekanizmasını kullanır. İnsanın intikam alma davranışını sergilemesi için fiziksel veya sözlü olarak harekete geçmesi yeterlidir. Ya da kaçınmacı davranarak karşıdaki zorbaya karşı pasif kalınır. İntikam alma durumunda karşılıklı olarak olumsuzlukların yaşanması muhtemeldir. Televizyonlardaki “katil bulmaca programlarına” baktığınızda bunun birçok örneğine rastlarsınız. Kaçınmacı davranıldığında ise kişi kendine büyük bir duygusal ve psikolojik yük yüklemiş olur. Olumsuz davranışa maruz kalan kişi ruhsal ve fiziksek olarak yıpranır. Çözüme odaklı bir şekilde proaktif davranmak gibi bir seçenek daha var: Affetmeyi denemek.
Affetme, son dönemin en popüler kavramlarından biri. Medyada affetme ile ilgili pek çok şeye rastlamak mümkün. Geçtiğimiz yıllarda bir Amerikalının affetme seminerinin reklamı yapılmıştı. Üstelik bazı ünlüler de dolar bazında yüksek meblağlar ödeyerek bu affetme eğitimine katılmıştı. Aslında bu, affetmenin artık gündemde olduğunu gösteriyor. Sosyal bilimler açısından bakıldığında Aydınlanma dönemine kadar affetme kavramı yeterince değer görmez. Din affetmeyi çokça vurgulasa da pozitif bilimsel bakış, affetmenin bir nevi zayıflık olduğunu var sayıyordu. Fakat 20. Yüzyıldan itibaren affetmenin sosyal ve psikolojik olarak önemli olduğu görüldü.
Psikolojide affetme hümanist psikoloji akımıyla insanların hayatına girer. Pozitif psikolojiyle birlikte 2000’li yıllardan itibaren daha fazla yayılır. “Karakter Güçleri ve Erdemler” adlı kitabında Martin Seligman ve Peter Peterson affetmenin çerçevesini kapsamlı şekilde çizer. Bu kitap öncesinde ve sonrasında da birçok önemli kitap ve makale yayınlanır.
Affetme kavramı oldukça önemlidir. Çünkü hem insanın iç dünyasını düzenler hem de insanlar arasındaki etkileşimi artırır. Ruhsal ve sosyal olarak insanların mutlu olmasını sağlayan araçlardandır. Affetme, kişinin haksızlığa uğraması durumunda karşıdaki kişiyle uzlaşarak sorunu çözmesidir. Uzlaşma durumu bizzat kişinin kendisiyle olabildiği gibi kişinin kendi iç dünyasında da gerçekleşebilir. Dahası insanlar, kendi kusur ve geçmişlerini affedebildikleri gibi kendine karşı işlenen bir kabahati de affedebilir.
Affetmek bir süreçtir. En başta insan kendisi için affetme davranışa yönelmelidir. Eskilerin deyimiyle kendini kayırmasıdır. Aksi takdirde ya intikam almaya ya da kaçınmacı davranmaya yönelecektir. İntikam almak, birçok psikolojik probleme yol açtığı gibi insanın içinde kor alevi gibi sürekli yanar. İntikam hissi en başta intikam besleyen kişiye zarar verir. İntikam aldıktan sonra da pişmanlık doğuracak sonuçlar ortaya çıkarır. Diğer taraftan haksızlık karşısında kişi sessiz kalıp kaçtığında da yine en büyük zararı kendisine verir. Kaçınmacı davrananlar kendini suçlu, güçsüz, değersiz ve kimliksiz hisseder. Bu nedenle kişinin bu durumla başa çıkmasında en etkili araç affetmedir. Fakat bir kişi yaptığı kötülüğe devam ediyor ve bu zorbalık boyutuna varıyorsa affetme kesinlikle yeterli olmayacaktır. Aşırı durumlarda zorbaya zorbanın dilinden konuşmak gerekecektir. Zorbaya cezasını verdikten sonra da yine affetme süreci başlayabilir. En azından kendi ruh sağlığımız için. Unutmayalım affetme; hangi koşulda olursa olsun en başta kendimiz içindir. Zira “peygamber bile olsa” bazı insanları görmek istememek en doğal insani haktır. Bunun dinler tarihinde birçok örneğine rastlamak mümkün.
Sosyal koşullar affetmeyi etkiler. Eğer siz affetmenin bolca yapıldığı bir ortamda büyüdüyseniz affetmeye eğilimli olursunuz. Ya da daha çok affeden arkadaşlarınız varsa bu durum sizi etkiler. Aynı şekilde intikam alma hissinin ağır bastığı bir ortamdaysanız siz de daha fazla öfke ve kin beslersiniz. Doğudaki kan davalarına bakıldığında bu durumu daha iyi anlarız. Kan davasının temel kuralı “affetmemek ve intikam almak”tır. Eğer kan davası gütmenin bir değer olduğu ortamda büyüdüyseniz, affetme eşiğiniz daha düşük olacaktır. Aynı şekilde anne-babanız kindarsa sizin de kindar olma risk faktörünüz yükselir.
Affetmenin insanlar için üç işlevi olduğu görülür. (1) Kusur işleyen ve affedecek kişinin ruhsal ve fiziksel sağlığını korur, hatayı telafi etme seçeneği sunar. (2) Geliştirilmeye değer bir insani erdemdir. (3) Evlilik, aile, arkadaşlık ve toplum gibi sosyal birimlerin uyumlu çalışmasına yardımcı olur, ayrıca sosyal bir sermayedir. Ne kadar geliştirilirse o kadar fazla fayda sağlar.
Affetme insanların yaşamlarında tedavi işlevi görürken intikam alma bir hastalık olarak değerlendirilir. Geçmiş yıllarda birinden dinlemiştim. Durumu aktarayım; hayali olarak ismine Kuzey diyeceğim. Kuzey küçükken köyde keçileri kendi güder. Çocuklarla oyuna daldıkları bir zaman diliminde keçiler komşularının bahçesine gider. Bunun üzerine bahçe sahibi gelip Kuzey’i döver. Onu döven komşularından intikam alacağına dair kendisine söz verir. Neredeyse 20-25 yıl sonra haliyle herkes şehir hayatına karışır. Ama Kuzey şehirde yıllarca kendini döven kişiyi arar. Ve sonunda bu adamın bir kaynakçı dükkânı açtığını öğrenir. Kuzey’in dilinden dinleyelim; “adamın kaynakçı dükkanına gittim, adam orada kaynak işleriyle uğraşıyordu, arkası bana dönüktü, ben yerden elime bir inşaat demiri aldım, ve adama seslendim; bey amca beni tanıdın mı? Amca da yok oğlum tanıyamadım hayrolsun dedi, ben de hızlı bir şekilde suratına vurdum, ağzı burnu kan revan içinde kaldı, amca ben köyde, bahçene keçileri kaçtığı için dövdüğün çocuğum dedim, demiri üstüne attım oradan çıktım gittim” diye anlattı. Ama anlatırken hala eli ayağı titriyor ve kin kusuyor gibiydi. Şimdi bu kısa hikâyeye baktığımızda ne düşünmemiz gerekir. Affetme veya intikam; biz hangisini tercih ederiz. Dahası intikam alındığı halde neden kin duygusu kaybolmuyor. Çünkü affetmenin tedavi etme etkisine başvurmadan bu meseleden kurtulmak pek mümkün değil gibi. İntikam insanı esir alan bir hastalık gibi, siz ondan vazgeçmedikçe peşinizi bırakmıyor.
Kaynaklar:
McCullough, M. E. (2001). Forgiveness: Who does it and how do they do it?. Current directions in psychological science, 10(6), 194-197.
McCullough, M. E., & Witvliet, C. V. (2002). The psychology of forgiveness. Handbook of positive psychology, 2, 446-455.
McCullough, M. E., Kurzban, R., & Tabak, B. A. (2011). Evolved mechanisms for revenge and forgiveness.
McCullough, M. E., Kurzban, R., & Tabak, B. A. (2013). Cognitive systems for revenge and forgiveness. Behavioral and Brain Sciences, 36(1), 1-15.
Park, N., & Peterson, C. (2009). Character strengths: Research and practice. Journal of college and character, 10(4), 1-10.
Peterson, C., & Seligman, M. E. (2004). Character strengths and virtues: A handbook and classification (Vol. 1). Oxford University Press.
Snyder, C. R., & Lopez, S. J. (Eds.). (2001). Handbook of positive psychology. Oxford university press
Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et