Mehmet doğduğundan beri bu köyde yaşıyordu. Artık kimseyle görüşmez olmuştu. Köyden uzak bir yere ev yapmış, insanlarla konuşmak ve görüşmek niyetini tamamen bırakmıştı. Genel itibarıyla asabiydi. Öfkesi sadece insanlara değil her şeye idi. Köyün çoğunluğu Mehmet’i tanıyordu fakat artık yanına gelmek istemiyorlardı. Konuşmamayı ve ilişki kurmamayı âdet edinmişti. Yeğenleri zaman zaman yanına uğruyordu fakat onları da görmezden geliyor ve geçiştiriyordu. Tüm aksiliğine rağmen yalnızlığın verdiği azabı dindirmek hiç de kolay olmuyordu. Çoğu zaman içini kedisine ve hayvanlarına döküyordu. Mehmet hayatı boyunca insanlara karşı hep mesafeliydi ve bundan sonra da öyle olacak gibi duruyordu.
Bugün size çok dile getirilmeyen ve görünmeyen bir konudan bahsedeceğim: Kırılganlık… İnsanlar, kırılganlığı çok nadiren kırılganlık olarak görebilirler. Çünkü bu durum başka olumlu veya olumsuz duygularla maskelenir. Öfke ile aşırı iyi niyet arasındaki uçlarda kırılganlıklarını saklayabilirler. Örnek olaydaki Mehmet Beyin her şeye karşı öfke duyması kırılganlıktan gelmektedir. İnsanoğlunun en önemli ihtiyaçlarının başında ilişki ve bağlantı kurmak gelir. Bireyler, değerli olma hissine ihtiyaç duyar. Değerli olmak; sevgiyi, bağlılığı ve aidiyeti beraberinde getirir. Kırılgan insanlar bağlantı kurmada sıkıntılar yaşar. Ayrıca kendini sevgi ve aidiyet duygusundan yoksun bırakırlar. Yukarıdaki olayda Mehmet Bey, yakın tanıdıklarından kopmuş görünüyor. İnsan kaç yaşında olursa olsun ilişki kurmaya muhtaçtır. Mehmet, öfke maskesiyle sevgi ve aidiyet gibi en temel ihtiyacı reddediyor. Bu durum da kendini içsel olarak zorlanmalara itmiş oluyor.
Kırılganlık İngilizcede vulnerability kelimesi ile karşılanmaktadır. Bu kelime köken olarak vulnerus yani yara alma, yaralanma kökünden gelir. Yani kırılganlar aslında yara almaktan korkarlar. Bu anlamda en özgün özellikleri korku ve utanmadır. Fakat bu durum korku ve utanma duygusundan ziyade öfke ve sinir olarak görünebilir çünkü kırılganlar, dış dünyaya karşı daha sert davranışlar sergiler ki kendi kırılganlıklarını tölare edebilsinler. Örneğimize baktığımızda Mehmet Beyin yaralı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Öfke davranışının altında utanmayı direkt olarak göremesek de korkuyu görebiliyoruz. İnsanlara karışmaması ve ilgisizmiş gibi tavır takınması yara alma korkusunun bir uzantısıdır.
Kırılganlar, bilinçaltında “ben yeterince iyi değilim” düşüncesini de barındırırlar. Örneğin zihinlerinde ben yeterince iyi anne değilim, ben yeterince iyi bir insan değilim, ben yeterince iyi bir arkadaş değilim, ben yeterince iyi bir öğrenci değilim, ben mesleğimde yeterince iyi değilim gibi düşünce kalıpları taşırlar. Bu düşünceler de onların kırılganlıklarını gün günü daha da arttırır. Mehmet beyin belki de bilinçaltında beslediği duygulardan birisi de “ben kimseyle konuşmaya layık bir insan değilim” düşüncesidir. Öyle ki bu duygu ve düşünce kendini sosyal izalasyona doğru götürmüş görünüyor.
Kırılganlar, cesaret gösterme, şefkat duyma ve bağlantı kurmada zorluklar çekerler. Herhangi bir duruma karşı cesaret gösteremezler. Örneğin bir ilişki kurma veya harekete geçme konusunda cesaret sergileyemezler. Gerek diğer insanlara gerekse kendine karşı şefkat gösterme konusunda kendilerini yetersiz hissederler. Bağlantı ve ilişki kurma konusunda da sıkıntı yaşarlar. Bunların altında kırılganlık duygusu yatabilir ve “kırılabilirim hissi” onları birçok şeyden alıkoyar. Mehmet kişisi, ilişki kurma konusunda cesaret göstermediği gibi kendine ve çevresine karşı şefkatli de davranmamaktadır. Zaten kırılma korkusundan dolayı ilişki kurmaktan kaçınmaktadır.
Kırılganlık birçok duygu ve düşünceyi de beraberinde uyuşturur ve dondurur. Yani insanın kırılgan olması, tek başına kırılganlık olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda birçok duygu ve durumu altüst eder ve olumsuz etkiler. Bu da insanın psikolojik ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. Tahammülsüzlük, mükemmeliyetçilik ve sabırsızlık bunların birkaçıdır. Kesin olmayan şeyleri kesinleştirmeye çalışmaları yani belirsizliğe karşı tahammülsüz olmaları ve mükemmeliyetçi davranmaları, kişinin kendini ve çevresini suçlama davranışlarını artırır. Çünkü suçlama, kırılganlığı örtmenin en iyi yollarından birisidir.
İnsan kırılganlığa devam ederek aslında kırılganlığı başa çıkma aracı olarak da kullanır. Fakat bu durum kişinin aşırı içe yönelmesine neden olur ve kişide dışsal ve içsel birçok olumsuzluğu doğurur. Örneğin yapılan çalışmalarda, obezlik, aşırı ilaç kullanımı, uyuşturucu kullanımı, aşırı borçlanma ve bağımlılık gibi durumların altında kırılganlığın yatabileceği ortaya çıkmıştır. Bunları sığınak olarak görebilmektedirler. Diğer taraftan kırılgan insanlar neşe, mutluluk, minnettarlık, anlam ve amaç peşinde koşma gibi birçok içsel durumu da sekteye uğratmış olur çünkü olumlu durumlarda da kaçınmacı davranışa yönelirler. Bunların kendini zayıf göstermesinden korkabilirler.
Kırılganlıktan kurtulmak için insanın duygularına önem vermesi gerekir. En başta yeterli olduğu düşüncesini beslemelidir. Örneğin yeterince iyi bir ebeveynim, yeterince iyi bir öğrenciyim, yeterince iyi bir arkadaşım, yeterince iyi bir eşim gibi düşünceleri artırmalıdır. Kırılganlıktan kurtulmak için aidiyet kurmaya ve güven duymaya önem verilmelidir. Kuşku ve şüphe kırılganlığı artırmaktadır. İnsanlarla ilişki ve bağlantı kurma hakkının olduğunu her zaman göz önünde bulundurmalıdır. Yani ben insanlarla bağlantı kurabilirim, onlarla eşitim ve ilişki kurmaya değer bir bireyim düşüncesini zihninde sürekli taşımalıdır.
Kırılganlıktan kurtulmak için belirsizliğe karşı tahammül geliştirilmelidir. Çağımızın en büyük sorundan biri geleceğin hiç olmadığı kadar belirsiz olmasıdır. Belirsizliğe karşı sabır ve sebat gösterme öğrenilebilir. Son olarak suçlama dili bırakılmalıdır. Suçlamayı bırakma sadece diğerlerine karşı değil kendimize karşı da olmalıdır. İnsanın iç sesi çoğu zaman kendini suçlar ve bu olumsuz sesin farkına varılmaz. Birey kendini sürekli sorumlu ve suçlu hisseder. Sorumluluk ve suçluluk duygusundan yeterince arınıldığında, kırılganlığın da belli ölçüde azaldığı görülebilir. Tüm bunlarda önemli olan ölçülülüktür.
Yorum bırakın