Kuzey Kore Lideri Kim Jong-Un’un ağlayarak kadınlardan daha fazla çocuk yapmalarını istedi, tüm dünyanın gözü önünde. İşin ciddiyetini daha iyi vurgulamak için oldukça duygusal bir konuşma yaptı. Ülkesinin nüfusunun her geçen gün yaşlandığını ve genç nüfusun azalmaya başladığını endişe içinde beyan etti.
Dünyada insan sayısı sürekli artış gösteriyor. Bunda doğum oranlarının, ölüm oranlarından daha yüksek olmasının payı olduğu gibi insan yaşamının uzaması da pay sahibidir. Bunun yanı sıra bazı ülkelerde doğum oranı tamamen kontrolsüz büyüme gösteriyor. Tüm bunların bir sonucu olarak insan sayısı her geçen gün artıyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfus sürekli yaşlanıyor. Örneğin Fransa ve Almanya’da nüfus düşüş göstermiyor fakat ırk olarak Fransız ve Alman insan sayısı nüfusa oranla düşüş gösteriyor. Bu da göçmen sayısının arttığına işaret ediyor. Bu durum da ülkelerin kendi içinde dahi dengesizliklere ve problemlere neden oluyor. Zannediyorum ilerleyen yıllarda bu sorunları çok daha bariz görmüş olacağız.
Dünyada insan sayısının en çok olduğu ülkeler sırasıyla Çin, Hindistan, Amerika, Endonezya ve Pakistan olarak devam edip gidiyor. Dünyada nüfusun en fazla arttığı ülke ise komşumuz Suriye’dir. Ardından Afrika ülkeleri geliyor, daha sonra da Pakistan gibi ülkelerde doğum oranının çok fazla olduğunu görüyoruz. Gelecekte dünya nüfusunda oransal olarak en fazla genç nüfusa sahip olanlar, Afrika ülkeleri ve Pakistan olacak gibi duruyor. Özellikle savaş ve karışıklığın olduğu bölgelerde doğum oranının fazla arttığını ifade edebiliriz.

Dünyada doğurganlık oranı genel anlamda düşüş gösteriyor. Buradan aklınıza dünya nüfusunun da düşmesi gerekmez mi diye bir soru geliyor olabilir. Evet düşmesi gerekir, fakat doğurganlık oranı kadın başına düşen çocuk sayısıyla hesaplanıyor. Bazı bölge ve ülkelerde kadınlar daha fazla çocuk doğururken bazı ülkelerde kadınların doğurganlık oranlarında düşüş olduğu görülüyor. Bunun bir sonucu olarak ülkeler arasında dengesizlik oluşuyor. Belki de göçlerin bir sebebini de bu durum oluşturuyor.
Dünyanın geneline bakıldığında kadın başına düşen ortalama çocuk sayısının 2,3 civarında olduğunu görüyoruz. Uluslararası kuruluşlar, Türkiye’de kadın başına düşen çocuk sayısı 1,9 olarak tespit ediliyor. TÜİK verileri ise doğurganlığın 1,6 olduğunu belirtiyor. Bir ülkede kadın başına düşen çocuk sayısı 2,1’in üstünde ise o ülkede genç nüfus artarken, altında ise yaşlı nüfus artmaktadır. Doğurganlık oranın 1,6 olduğu ülkemizde nüfus yaşlanıyor anlamına geliyor. Bu konuda endişelenmek zorundayız. Biz bundan 15-20 yıl önce nüfusumuzun genç olmasından kıvanç duyuyor ve Avrupa’nın yaşlanmaya başladığını ifade ediyorduk. Şu anda ülkemizde de benzer bir durum ortaya çıkmaya başladı. Bu durumun da birçok sonucu olacaktır. Özellikle Türkiye’deki göçmenlerin doğurganlık oranı çok yüksek. Yazının başında da belirttiğim üzere Suriyeliler doğurganlıkta şu an dünyada başı çekiyorlar. Bu durum yakın gelecekte Türkiye’de nüfus dağılımının değişeceğini işaret ediyor. Politika ve siyaset yapıcılar bu konu üzerine daha çok yoğunlaşmak zorundadır. Aksi halde nüfus dengesizliğinden ortaya çıkan olumsuz sonuçları hep beraber yaşayarak tecrübe etmiş olacağız.
Yorum bırakın