GAZEL
1.Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm
Dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördüm
2.Bulundum ben dahi dar-üş-şifa-yı Bab-ı Âli’de
Felatun’u beğenmez anda çok divaneler gördüm
3.Huzur-ı gûşe-yi meyhaneyi ben görmedim gitti
Ne meclisler ne sahbâlar ne işrethaneler gördüm
4.Cihan namındaki bir maktel-i âma yolum düştü
Hükümet derler anda bir nice salhaneler gördüm
5.Ziya değmez humarı keyfine meyhane-i dehrin
Bu işretgehte ben çok durmadım ammâ neler gördüm
Ziya Paşa
Şevki Yok
Gül hazin… sünbül perîşân…Bağzârın şevki yok
Dertnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok
Başka bir hâletle çağlar cûybârın şevki yok
Âh edip inler nesîm-i bî-karârın şevki yok
Geldi amma n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok…
2.
Farkı yoktur giryeden rûy-ı çemende jalenin.
Hûn-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin.
Meh bile gayretle âğûşunda ağlar hâlenin!
Gönlüme te’sîri olmaz âteş-i seyyâlenin.
Geldi amma n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!
3.
Ruha verdikçe peyâm-ı hasretin her bir sehâb..
Cana geldikçe temâşâ-yı ufuktan pîç ü tâb..
İhtizaz eyler çemen.. izhâr eder bin ıztırâb:
Hem tabiat münfâil hicrinle.. hem gönlüm harâb..
Geldi amma n’eyleyim, sensiz bahârın şevki yok!
Recaizade Mahmut Ekre
GAZEL
1.Ey felek dâyim beni sen nâ-murâd itmek neden
Beni gam kin eyleyüb ağyân şâd itmek neden
2.Dâd elündcn ey felek her gün bana cevr eyleyüb
Ol rakib-i kâfire adlilc dâd itmek neden
3.Câhilün virüb felek maksudun ehl-i dânişin
Nâ-murâd olmasını dâyim murâd itmek neden
4.Hüre benzer ol sanem sûrelde gerçi ey felek
Sen bu hüsn ile anı kâfir-nijâd ilmek neden
5.Ni’mel-i vaslı felek virüb rakibe zehrini
Kâsesini pür idüb Adlî’yc zâd ilmek neden.
II. Bayezit
Haluk’un Amentüsü
Bir kudret-i külliye var ulvî ve münezzeh,
Kudsî ve muallâ, ona vicdanla inandım.
Toprak vatanım, nev’-i beşer milletim…İnsân
İnsân olur ancak bunu iz’ânla, inandım.
Şeytan da biziz, cin de, ne şeytan ne melek var;
Dünyâ dönecek cennete insânla, inandım.
Fıtratta tekâmül ezelîdir; bu kemâle
Tevrat ile, İncil ile, Kur’ân’la inandım.
Ebnâ-yi beşer birbirinin kardeşi… Hülya!
Olsun, ben o hülyaya da bin canla inandım.
İnsân eti yenmez; bu teselliye içimden
— Bir ân için ecdadımı nisyânla — inandım.
Kan şiddeti, şiddet kanı besler; bu muâdât
Kan âteşidir, sönmeyecek kanla, inandım.
Elbet şu mezar ömrünü bir hasr-i ziyâ-hiz
Ta’kîb edecektir, buna imânla inandım.
Aklın, o büyük sâhirin i’câzı önünde
Bâtıl geçecek yerlere hüsranla, inandım.
Zulmet sönecek, parlayacak hakk-ı dırahsân
Birdenbire bir tâbis-i burkanla, inandım.
Kollar ve boyunlar çözülüp bağlanacak hep
Yumruklar o zincîr-i hurûsânla, inandım.
Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın,
Her şey olacak kudret-i irfanla… inandım.
Tevfik Fikret
Haluk’un Defteri
Yorum bırakın