İnanmış İnsan Fikrini Değiştirir Mi?

İnsanın fikrini değiştirmenin en kolay yolu yeni bilgiler öğrenmesini sağlamaktır. İnsanın zihninde kalıplaşmış düşüncelere parelel olacak yeni düşüncelerle tanışması, fikrinin değişmesine yol açabiliyor. Eğer insanın oturmuş fikirlerini çelişkili hale getirebilecek yeni bilgiler sunulursa beyin harekete geçiyor.

Zihne tamamıyla çökmüş olan düşünceye, benzer yeni bir bilgi eklemlendiğinde zihinde çelişki olmaya başlamaktadır. İnsan zihni yapısı itibariyle bilişsel istikrarı istediğinden çelişkili bilgileri her zaman arındırmak istemektedir. Bu çelişkiden kurtulmanın iki yolu vardır. Ya eski düşünce yeni bilgiye göre yeniden düzenlenecek ya da yeni düşünce eski düşünceye adapte edilmeye çalışılacaktır. Her iki koşulda da insanın başa çıkması gereken durumlar ortaya çıkmaktadır.

Festinger ve arkadaşları ise 1956 yılında yapmış oldukları çalışmada, inanan insanların çelişkiyle karşılaştıklarında eski kökleşmiş fikirlerine daha fazla sarıldıklarını ifade etmişlerdir. Bunun en başta gelen sebebi insanların bilişsel tutarlılığa olan ihtiyacıdır demişlerdir.

İnanan veya adanmış insanın bilişsel tutarlılığa ihtiyaç duyması ve eski köklü düşüncesine daha çok yapışmasının nedeni nedir?

1- Köklü inançlar insana büyük kolaylık sağlamaktadır.

2- Derinden bağlanılmış inançlar değişime karşı aşırı dirençlidir.

3- Köklü inançlar bireyin tek başına oluşturmayıp bir grup ve toplum tarafından oluşturulmuş olması.

Özetle insanın fikrinin değişmemesinin en önde gelen nedenleri, köklü inancın insana  sosyal destek sağlaması, insanın bu köklü inanca sarılmasıyla bilişsel  tutarlılık ile bireysel fayda sağlaması ve köklü inançlara topluluk halinde inanılmasıdır. İnsanın ufkunun ve düşüncelerinin değişmesi ve gelişmesi için kendi memleketinden ayrılması gerektiği fikri de buraya dayanıyor olabilir.