William Shakespeare’in Macbeth’ini, Romeo ve Juliet’ini, Hamlet’ini, Othello’sunu okudum. Her biri birbirinden hoş eserler. Bu eserlerin değerli olduğunu idrak etmemi sağlayan Shakespeare’in betimlemeleri, insanların psikolojik halleri ve esrarengiz ifade şekilleridir. Bu konuda uzman değilim ama okuyucu olarak birkaç kelam etmemin sanırım sakıncası olmaz.
Betimleme, kişilerin analizi ve ifade şekillerini bir kenara bırakırsak, Shakespeare, Türk okuyucu için hak ettiği yeri tam temsil etmiş olmuyor. Bunun nedeni, biz Shakespeare’in çevirisini okuyoruz.
Benim okuduğum ve gördüğüm kadarıyla Shakespeare’in eserlerinde kurgu olaganüstü diyemeyiz. Hatta günümüz tiyatro yazınına nazaran eserlerin kurgusu çok zayıftır. Asıl büyüklüğü İngilizce ile birlikte geliyor.
Türk okuyucuya farklı ve deha gelecek tek nokta zengin betimleme ve alışık olmadığımız şekilde durumların aktarılmasıdır. Aslında Shakespeare’i Shakespeare yapan kullandığı dil ve uslüptür. Türkçe okuyan ben ve benim gibi insanların, Shakespeare’in tadına varabileceğini zannetmiyorum. Türkçe çeviri okuyanlar sadece Shakespeare’i İngilizce’den okuyup büyüklüğünü kavrayanların övüntülüğüne soyunmuş oluyor.
Shakespeare’in çok önemli olduğu gerçeğinden yola çıkarak hakkında araştırmalar yaptım. Shakespeare kimdir? konusu kadar ilgi çekici çok az şey bulunuyor dünya edebiyatında. Koca enstitüler bu konuda fikir birliğine varamamış. Shakespeare’in daha iyi anlaşılması için Shakespeare Enstitüsü kurulmuş yine onlar da işin içinden çıkamamış. Bu konuda benim de söyleyecek ufak tefek sözlerim var. Fakat başka bir bahara bırakmak istiyorum.
Ulaştığım sonuç Shakespeare’i İngilizce’den okumadıkça, onu övmeniz sadece taklit ve başkalarının sözcüğüne soyunmak oluyor. Hakikati kavramak değil de sadece hakikatin gölgesini taklit etmek oluyor.
Ayrıca Türkiye’mizde efsaneleşmiş bir şeyi de düzeltmek isterim. “Efendim bir İngiliz Shakespeare’i okuduğunda anlarken biz bundan 100 yıl önce yazılmış bir eseri anlamıyoruz. Bizim tarihle olan bağımızı kestiler” diye binlerce boş laf duymuşsunuzdur.
Biraz araştırırsanız göreceksiniz ki böyle bir durum yoktur. Sıradan bir İngiliz Shakespeare’i anlayamadığı gibi bir Türk de Fuzuli’yi anlayamıyor. Çünkü bir İngiliz 6 bin kelime ile konuşurken, Shakespeare eserlerinde 600 bin kelime kullanmıştır. Ben iddia ediyorum ki okuma yazma bilen sıradan bir İngiliz, Shakespeare’i kendi döneminde dahi anlayamamıştır. Nasıl ki Fuzuli’yi, kendi döneminde Sarayın dışında olan, ilim ve edebiyata uzak kişilerin anlayamadığı gibi. Shakespeare uzmanlıktır, özellikle uğraşmayan kişi İngiliz Kraliyet mensubu da olsa anlayamaz.
Okuma yazma bilen bir İngiliz Shakespeare’i anlar bir yalandır. Kim niye uydurmuş mevzusuna girmek bile istemiyorum. Çünkü çok sığ tartışmaların olduğu bir konu. Telegraph gibi gazetelerin köşe yazarları çoğumuz Shakespeare’i anlamıyoruz diyerek yazı yazmıştır. Hatta bir yazar demektedir ki; herkes Shakespeare’i anlayabilir tabiki fiziği anlayabildiği kadar. Yani Shakespeare’i anlamanın fiziği anlamak kadar zor olduğunu vurgulamıştır. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Az bir şey araştırdığınızda Shakespeare’i herkes anlayabilirin yalan olduğunu görürsünüz.
Yorum bırakın