Jack London, kaba bir ruhun hayat yolculuğunu ve dönüşümlerini anlatıyor. Azmin insanı nerelere götürebileceğini göstermektedir. Eğitimin, serseri bir insanı gayet kültürlü ve entelektüel bir insana dönüştüreceğine değinmektedir. Entelektüel kesime özenen, sonra kitap okudukça ve kültür öğrendikçe, o dünyanın ne kadar safsata dolu olduğunu gün yüzüne çıkartmaktadır. Dışarıdan yüksek tahsilli ve zengin görülen birçok insanın sadece “bilgili cahiller” olduğunu tespit etmektedir. Bilgili cahillerin sadece para ve mevki istediği işlenmektedir.
London, yazarlığın büyük çilesini Martin Eden üzerinden aktarmıştır. Fakir, ekmeğe muhtaç Martin Eden’le, sonradan zengin ve ünlü olan Martin Eden karşısında insanların nasıl değiştiklerini de işlemektedir.
Roman, paranın insan hayatındaki yerini ve insanların paraya göre konum aldıklarını çok iyi resmetmektedir. “Aslında insan her zaman yabancıdır ve her zaman yalnızdır” sloganının roman olmuş hali de denilebilir. İnsanın çevresindeki ve yeni tanıştığı insanların hayatta ne kadar önemli olduğunu da gün yüzüne çıkmaktadır.
Romanda psikolojik betimlemeler ve çözümlemeler çok karakteristiktir. Gerçekçi bir romandır. Jack London, hayatı, insanların gerçek yüzünü, yapmacıklığın kokuşmuşluğunu ve insanların tutarsız hallerini ortaya koymaktadır. Kıyaslamak yanlış olacak ama Jack London, ben de Peyami Safa’nın etkisini bırakıyor. İyi ki okumuşum denebilecek bir roman.
Yorum bırakın