Ne Kadar ve Nasıl Mutlu Oluruz?

Seligman’a göre mutluluğun formülü PERMA’dır. Her ne kadar bilim insanları böyle formüllerle insanların mutlu olacağını varsaysa da bu kadar kolay mümkün olması söz konusu mudur bilenemez. PERMA İngilizce kavramların kısaltmasıdır. Pleasure (Huzur, keyif), Engagement (Dahil olma, Yükümlülük alma, bağlanma), Relationship (İlişki kurma), Meaning (Hayatı anlamlandırma), Accomplishments (Başarılı olma, başarı kazanma) Kavramlarının baş harfleriyle PERMA oluşturulmuştur.

Pleasure (keyifli) lezzetli yemekler, sıcak banyo vb. gibi günlük rutinlerle ilgili davranışları kapsamaktadır.

Engagement (dâhil olma/yükümlülük) herhangi bir sürecin bizzat içinde bulunarak tatmin edici ve biraz da zorlayıcı işlerle uğraşmadır.

Relationships (ilişkiler) eş, dost, akraba, sevgili gibi insanlarla sosyal bağlar kurmadır.

Meaning (anlam/mana) Kendinden daha büyük bir şeylere bağlı olduğunu ve onlara yön verdiğini hissetmedir.

Accomplishments (başarılar) hedeflere sahip olma ve onları başarma arzusudur.

Buradan hareketle diyebiliriz ki;

Mutlu olmak için aklımızdaki pozitif duygu ve düşüncelerin sayısını artırmamız gerekmektedir. Ayrıca depresyon anında ya da kendimizi kötü hissettiğimizde 3 küçük şey hatırlamaya çalışmalıyız.

Pozitif olmayı ve kalmayı isteyen insan kendi yönlerini bulmaya ve keşfetmeye çalışır.

Mutlu insanlar ilişkilerinde sevgiyi ön planda tutup yapıcı tavır sergilerler.

Mutlu insanlar, hayatlarının anlamını bulmuş ya da bulmaya çabalayan insanlardır.

Mutlu insanların her zaman bir hedefi vardır.

Şunu çok kolaylıkla söyleyebiliriz ki; Pozitif psikoloji 1980’lerden sonra yükselişe geçti ve bize şunu öğretti:
Asgari müşterekte hayat yaşayan insanların mutlu olmaları tamamıyla kendi davranışlarına ve hayata karşı tutumlarına bağlıdır. Bir insanın başını sokacak evi ya da kirasını karşılayabildiği bir evi, öğünlerde yiyecek yemeği varsa mutlu olması tamamıyla kendi elindedir.

Fakat mutlu olmak için çaba harcamak gerekmektedir. Bu çaba Mihaly Csikszentmihalyi’nin Akış (Flow) teorisinde olduğu gibi olmalıdır. İnsanlar yatarak ya da hiçbir çaba sarf etmeden mutlu olamaz. Akış teorisine göre insanların en mutlu ve keyifli olduğu zamanlar en çok çaba harcadıkları zamandır. Bir insanın televizyon karşısında saatlerce durarak, bilgisayarda oyun oynayarak veya kendini sadece eğlenceye bırakarak mutlu olması mümkün değildir. İnsanların mutlu olması bizzat etkinlik içinde bulunup bir şeyler üretmesiyle mümkündür.

California Üniversitesi hocalarından ve pozitif psikolojinin en tanınmış isimlerinden Sonja Lyubomirsky’nin de ısrarla vurguladığı gibi mutlu olmak ve daha tatminkâr hayatlar yaşamak bizim elimizdedir.
Yeter ki şükretmeyi, affetmeyi, ilişkilerimizi sevgi üzerine kurmayı, ihtiyacı olanlara yardım etmeyi ve hayattan zevk almayı öğrenebilelim.
Mutsuz insanlarla, normal insanlar arasındaki fark nedir?
Seligman’a göre mutlu insanlar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu insanlar;
Daha dindar değiller,
Daha zengin değiller,
Daha iyi görünmüyorlar,
Hayatlarında sürekli daha iyi bir şeyler ya da kötü şeyler olmuyor.

Mutlu insanlar, son derece sosyaller.
Bu insanlar yalnız değiller.
Anlamlı bir hayatları vardır.

İnsanları mutlu edeceği iddiasıyla bugüne kadar 120 yaklaşım önerilmiş. Bunlar üzerinde yapılan çeşitli testler ile geçerlilikleri sınandığında, gerçekten uzun süreli mutluluğa giden aşağıdaki 3 farklı yol ortaya çıkmış, üç farklı mutlu hayat şekli:
1. Keyifli Hayat (Pleasant Life):  Sahip olabileceğin en çok pozitif duyguya sahip olduğun ve zevk aldığın hayat.
2. Bağlı Hayat( Engagement Life): İşinde, sevginde ya da bir ebeveyn olarak yani serbest kaldığın sıradaki hayatında zamanın durduğu ve başka bir şey hissetmediğin zaman.
3. Anlamlı Hayat (Meaningful Life):  Sizden daha büyük bir şeye ait olmak ve onun için hizmet ettiğiniz bir hayat.

Sizi neler mutlu eder?

Türkiye İstatistik Kurumu bir araştırma yapmış ve sizi neler mutlu eder diye sormuştur. Bu soruya genellikle şu cevaplar çok sık verilmiştir.

-“Huzurlu bir aile” cevabı 73% olarak belirlenmiştir.

-Huzurlu bir aileden sonra 68% ile sağlık takip etmiştir.

– 15,2% ile sevgi ve aşk cevabını vermiştir.

-2,3% ise para cevabını vermiştir.(TÜİK, 2016).

Eğer bugün size bir teleskop vereceğiz, bununla geleceğinizi göreceksiniz deseler, ne görmek istersiniz? Sağlıklı olduğunuzu mu? Mutlu olduğunuzu mu? Yoksa zengin ve ünlü olduğunuzu mu?

Yakın zaman önce yapılan bir araştırmada Y kuşağından genç yetişkinlere hayatta en önemli hedefleri sorulmuş. %80’i zengin, %50’si ünlü olmak istediklerini söylemiş!

Bu arada size kuşaklar sınıflamasını da belirteyim. X kuşağı 1965-1980 yılları arasında doğanları, Y kuşağı 1980-2000 yılları arasında doğanları ve Z kuşağı ise 2000 ve sonrası doğanları kapsamaktadır.

75 Yıllık Garip Bir Deney

Harvard Üniversitesi yetişkin gelişimine dair dünyanın en uzun ve kapsamlı araştırmasını yapmıştır. Araştırma 1938’de başlayıp, 75 yıl sürmüştür. Araştırmada sosyo-ekonomik durum en planda olmak üzere iki grup incelenmiştir. İlk gruba Harvard Üniversitesi’nde 2. sınıfa giden 268 erkek öğrenci,
ikinci gruba ise Boston’da fakir bir mahallede yaşayan 12-16 yaş arası 456 erkek çocuğu alınmıştır. Harvard üniversite öğrencileri içinden Amerikan başkanı ve birçok önemli insan çıktığını belirteyim.

Araştırmacılar her iki yılda bir katılımcılara hayatları hakkında anketler yapmış, iş tatmini, evlilikleri, sosyal hayatları hakkında sorular sormuştur.
Her beş yılda bir de kan testi, röntgen, idrar testi ve eko kardiyogram gibi sağlık taramalarından geçirmişlerdir.

Araştırmadan çıkan en can alıcı sonuç;
Sağlıklı ve mutlu bir hayat için belirleyici faktörün sağlıklı ilişkiler olduğudur. Yani sağlıklı ve mutlu olmanın en birinci koşulu etrafınızdaki insanlarla nasıl ilişkiler kurduğunuzdur. Çevresindeki insanlarla iyi ilişkiler kuran ve daha sosyal olanlar hem daha çok yaşamış hem de daha mutlu bir hayat geçirmişlerdir.

Waldinger Kasım 2015’de 75 yılın sonunda araştırmadan iyi bir hayat yaşamakla ilgili çıkan 3 dersi açıklamıştır:

Yakınlarınızla aranızda güçlü bağlar kurabilmek
Her iki grupta da eşleri, aileleri, arkadaşları ve içinde yaşadıkları cemiyet ile yakın ilişkiler ve güçlü bağlar kurabilenlerin daha mutlu oldukları ve daha uzun yaşadıkları tespit edildi.

Yalnız olanlar; fiziksel, biyolojik ve psikolojik olarak sıkıntılı ve daha erken ölmüşlerdir.

İlişkilerinizde yaşadığınız tatmin hayat boyu çok önemlidir.

Sizi destekleyen bir eşle sağlam bir beraberlik kurmak her şeyin temelini oluşturmaktadır diyebiliriz.

Önerilen Kitaplar:

Sahip Olmak ya da Olmak: Erich Fromm

İnsanın Anlam Arayışı: Victor E. Frankl

İzleme Önerisi:

75 Yıllık Deneyi İzle


Yorumlar

Yorum bırakın